Sınav Salonu Kamu Kurumları Ders Notları Haberler Anketler Kitap - Yayınevi Forumlar İlanlar Dosya İndir Araçlar İletişim Tarihçe

Kullanıcı

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol

 HEM İYİ PATRON OLMAK HEM SEVİMLİ KALMAK MÜMKÜN MÜ

 14.7.2008

Financial Times’in iş idaresi uzmanı Lucy Kellaway "The Answers - All the office questions you never dare to ask" (İş yerinde sormaya cesaret edemediğiniz bütün soruların cevapları) adlı mizahi kitabında okurlarının iş hayatıyla ilgili sorularına cevap veriyor. Hakkında ne düşündüğümü patronuma söyleyebilir miyim? Kişiliğimi kaybetmeden nasıl daha politik olabilirim?
Dışarıdan geldim kimse beni dinlemiyor, ne yapmalıyım? Arkadaşımı mı işten çıkarayım yoksa yerine başkasını mı harcayayım? Ve benzeri, gazete sütunlarında okurlarının sorduğu bu tür pek çok soru arasında birisi çok ilginç:

Hem iyi patron hem sevimli olunur mu?
31 yaşındaki bir kadın yönetici soruyor:

"18 ay önce, yüksek ticaret okulunu bitirdiğimde, hizmet sektöründe faal bir şirket, yeni bir servis kurmak üzere beni işe aldı. 10 kişilik bir ekip kurdum ve aylarca, zamanında yetiştirmek ve bütçeyi aşmamak için yoğun tempoda çalıştık. Çok güzel, mutlu anları paylaştık. Kaynaşmış, küçük bir ekiptik. Ama bugün, bu ekipten iki kişinin bize ayak uyduramadığını görüyorum. İkisi de sempatik, herkesin çok sevdiği insanlar. Kendi kendime soruyorum günlerdir: Onları işten çıkarmam gerektiğini, şirketin hep geride kalan çalışanları taşıyamayacağını biliyorum. Ama kafamı kurcalayan soru daha hayati. Sevilen, iyi bir insan kalarak, küçük ama hızla büyüyen bir ekibi başarıyla yönetmem mümkün mü? Eğer şirket için iyi olanı yaparsam, ekibim bundan hiç hoşlanmayacak.

Ama daha da kötüsü, bu halimden ben de mutlu değilim, kendimi sevmiyorum. Patronlarım, büyük bir yönetici olmak için her şeyimin olduğunu söylüyorlar. Geçen ay iyi bir prim aldım ve yükseltildim. Şirketin başarısına katkıda bulunmak ama (her zamanki gibi) iyi bir insan olmak istiyorum."

Yönetim uzmanının cevabı:Hayır!
"Cevabım: Hayır! Hem büyüyen bir ekibi yönetmek, hem de sevilmek mümkün değil. Bu, tabii ki, herkesi kendinizden nefret ettirmeniz gerektiği anlamına gelmez. Ama gereğinde sevilmemeyi göze almak, buna kafayı takmamak gerekir. Şirketin menfaatini, çalışanlarınızın kişisel menfaatinin üstünde tutmanız lazım; bu da size pek çok düşman yaratacaktır. Dümende olmak başkaları hakkında karar vermeyi gerektirir ki, kimse yargılanmaktan hoşlanmaz. Durum sizin için ilk aylarda farklı olabilir, ama işiniz büyüdükçe çalışanlarla aranızdaki mesafe de açılacaktır. Sevilmek fikrini kafanızdan atın, çalışanlarınız sizin dostunuz değil ve olmamalı. İş hayatının bazen sevimsiz kararlar almanız gerektirdiğini kabul etmeliler. Ama sizin de mümkün olduğu kadar insancıl davranmanız lazım. Bunu başarırsanız, kendi kendinize ’canım o kadar da canavar değilim’ diyerek akşam huzurlu uyuyabilirsiniz. Yönetici için asıl yıpratıcı olan, almak zorunda kaldığınız zor kararlar değil, moralini yükseltmek için kendi kendine uydurulan masallardır. Kötü yönetici performansı düşük her çalışanı işten atan, sonra da ’ben o insanlara iyilik ettim’ diye kendini kandıran yöneticidir. Aksine, işinize hakim olarak görevinizin gerektirdiği kararı verirseniz, sevilen bir yönetici olmazsınız belki, ama saygı uyandırırsınız."

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.
Yorumlar Yorum eklemek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.
Bu konuda yorum yapılmamış
Yorum eklemek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.





Word'da gör İndir Arkadaşına öner Yazdır RSS Sitene Ekle
Tüm haklar saklıdır © KPSS.com.tr 2007
Ücretsiz eğitim kaynaklarına ayrılan diğer alan adları: www.kpss.com.tr , www.kpsscomtr.com , www.kamusinavi.com , www.kpss-com-tr.com