Sınavlarda iddialı bazı özel okullar, başarıları düşmesin diye yeni yeni yöntemlere başvuruyorlar. İlköğretim 6 ve 7’nci sınıfta sınavlarda iddialı olmayan öğrencilere yol gösteriliyor, veliler ikna edilerek kapı dışarı edilmeye çalışılıyor. Geçtiğimiz günlerde bir anne ile konuştum. Annenin ikizi var. Çok bilinen bir özel okulda okuyor.
İkizlerden biri başarılı, diğeri değil. Okul yönetimi anneyi çağırıyor, başarısız olan çocuğu almasını istiyor. Hatta anneyle pazarlığa oturuyor. "Çocuğunuzu alın sınıf geçirelim, bırakırsanız sınıfta kalır" deniyor.
Okulun çocuğu göndermek istemesindeki bu ısrarın nedeni: OKS, SBS gibi sınavlarda okul başarısının düşmesi.
Şimdi, ben o okul yöneticilerine ve onun gibi yapanlara soruyorum:
Anaokulundan itibaren sizin okuttuğunuz bu çocuk başarısızsa niye fatura aileye kesiliyor?
Bu çocuk başarılı olsa hemen bir okul tişörtü giydirip, göğsünüzü gere gere medya önüne çıkarıp, başarıyı kendinize mal etmiyor musunuz?
Okulda hep başarılı çocuklar mı okur?
Bu çocuk madem başarısızdı, şimdiye kadar ne yaptınız? Aileye hangi uyarılarda bulundunuz?
Bizde şöyle bir söz var: "Hákimin kararına, öğretmenin notuna karışılmaz"
Bir çocuğun hakkı neyse o verilir. Notu okul idaresi değil, öğretmen verir. SBS, OKS başarı kaygısı yapan bu tür okullara dikkat etmeli.
17 öğrencisine kapı önünü gösteren bu okul gibilerine velilerin hesap sorması lazım.
Şunu da velilerin unutmaması lazım: İlköğretim zorunlu eğitim çağıdır. Veli veya çocuk istemediği sürece okuldan kaydını hiç kimse sildiremez. Okul da kaydı yenilemek zorunda.
Üniversitelerde seçim heyecanı
21 üniversitede geçtiğimiz hafta rektör adaylığı seçimleri vardı. Bazı üniversitelerde eski rektörler en yüksek oyu aldı, bazılarında ise yeni adaylar o koltuklara aday. Üniversite camiasının en önemli sivil toplum kuruluşlarından biri olan Öğretim Üyeleri Derneği, bu seçimleri endişeyle izliyor.
Görevi 6 Ağustos’ta dolacak 21 rektörün yerine yenilerinin seçimi konusunda uyarılarda bulunan dernek, AKP’nin her alanda kadrolaşmaya gittiğini belirterek, "Cumhurbaşkanı geçen dönem bu siyasetin belirleyicilerinden biri oldu. Bu dönem, makam gereği bizleri daha da fazla endişelendiriyor" dendi.
Aslında derneğin bu kaygısı doğru. Çünkü, mevcut sistemde tüm yetkiler tek kişide, rektörde toplanıyor. Adaylar da bu seçimlerde öğretim üyelerine bolca vaat dağıttı. Bu kişiler rektörlük koltuğuna oturunca despotik mi, demokratik mi bir yönetim göstereceğini zaman gösterecek.
Bu arada en ilginç sonuç Boğaziçi’nden geldi. Boğaziçi’nde son seçimlerde ilkler yaşandı. Boğaziçi’nin ilk kadın rektöründen sonra, cumhurbaşkanı onaylarsa ilk ODTÜ’lü rektörü de geliyor anlaşılan.
İTÜ ve Yıldız Teknik Üniversitesi’nde pek de sürpriz olmadı. Prof.Dr. Faruk Karadoğan, ilk göreve geldiğinde iki yıllığına gelmişti. Ancak, anlaşılan işleri bitiremedi, gönül rahatlığı ile ayrılmak istiyor.
Nuran ÇAKMAKÇI