|
| YABANCILAR TÜRK YÖNETİCİ SEVİYOR |
8.6.2008 |
|
Türkiye'de her disiplinde gerekli eğitimi almış ve yüksek iş tecrübesine sahip yöneticiler bulunması, yabancı şirketlerin de dikkatini çekmeye başladı. Çokuluslu şirketlerin bölge ülkelerine yaptığı yatırımlar, Türk profesyonellerin yıldızını parlattı.
|
Yabancılar Türk yönetici seviyor Türkiye'de her disiplinde gerekli eğitimi almış ve yüksek iş tecrübesine sahip yöneticiler bulunması, yabancı şirketlerin de dikkatini çekmeye başladı. Çokuluslu şirketlerin bölge ülkelerine yaptığı yatırımlar, Türk profesyonellerin yıldızını parlattı.
Türkiye'de üst düzey yöneticilerin görevde kalma sürelerine bakıldığında, ortalamanın bir ila iki yıl arasında değiştiği görülüyor. Bankacılık, lojistik, pazarlama ve bilişim teknolojilerinde yaşanan hızlı büyüme, yönetici transferlerini de canlandıran bir etki yaptı. Şirket birleşmeleri, yabancı ortakların gözünü Türk yöneticilere çevirdi. Bu sektörlerdeki başarılı isimler yurtdışındaki kilit pozisyonlarda yerini alırken, Türkiye'deki birçok yönetici de farklı ülkelerde yeni görevlere yerleşiyor. Muhtar Kent'in dünyanın en büyük şirketlerinden Coca-Cola'nın yöneticiliğine atanması, başka pek çok Türk yöneticiye de ilham oldu diyebiliriz. Türkiye'deki tecrübe sahibi genel müdürler ve CEO'lar arasından bir ismin daha bu düzeyde atanmasını kısa bir süre içerisinde beklemek gerçekçi olmaz belki ama içinde bulunduğumuz bölgedeki yönetici atamalarına bakıldığında "neden devamı gelmesin" diye bir soru ister istemez akıllara düşüyor. Muhtar Kent'in ardından Umut Özaydınlı'nın 67 ülkenin bağlı olduğu Coca-Cola Avrupa, Avrasya ve Orta Doğu Grubu'na atanması, 1999 yılından beri HP Türkiye'de görev yapan Burcu Sagat Dumrul'un HP Hizmetler'in merkez ve Doğu Avrupa Bölgesi'ne pazarlama müdürü olarak atanması, Ender Buruk'un Fransa'da Danone merkezde Sütlü İçecekler Dünya Pazarlama Müdürü olarak seçilmesi, Ufuk Erdoğan'ın TNT Türkiye Bilgi İşlem Departmanı'nda görev yaparken TNT'nin genel merkezi Hollanda'ya tüm ülkelerdeki operasyonel ulaşım ağından sorumlu kişi olarak transfer edilmesi, Esin Çelebi'nin Citi Group'ta bireysel bankacılık alanında idari yasal takip ve bireysel kredi satışından sorumlu genel müdür yardımcısı iken İngiltere'ye bireysel bankacılık satış direktörü olarak getirilmesi ilk akla gelen birkaç iyi örnek... Ancak bu örnekler dışındaki atamaların geneline bakıldığında transferlerin bulunduğumuz bölge sınırları içerisindeki Doğu Avrupa ve Ortadoğu ile ağırlık kazandığı da gözden kaçmıyor. Yabancı şirketlerin gelişmekte olan bölgelere yatırımlarını artırması, insan kaynağı ihtiyacında gözleri Türkiye'deki orta ve üst düzey yönetici havuzuna çeviriyor. Bölgeyi ve bölge insanını iyi tanıyan Türk yöneticiler, birer birer bu ülkelerdeki kritik pozisyonlara getiriliyor. Uzmanlar bu bölgelere yapılan transferlere fazla şaşırılmaması gerektiği konusunda hemfikir. Çünkü bu bölgelere yatırım yapan Türk şirketlerinin beraberlerinde kendi yöneticilerini götürüyor olması, beklenmedik bir durum değil. Fakat bölgeye yatırım yapan yabancı şirketlerin de Türk yöneticileri talep etmesi, gelecekte çok daha üst düzey atamalar yapılacağı yönünde iyimser bir gösterge olarak yorumlanabilir mi?
Dünyanın her noktasına
Yönetim danışmanları ekonomide yaşanan dalgalanmaların, yabancı sermayenin Türkiye'ye girmesinin ve sahip olunan stratejik konumun özellikle finans, teknoloji ve hızlı tüketim alanlarında başarılı yöneticilerin yetişmesini de beraberinde getirdiğini belirtiyor. Çokuluslu şirketlerin Türkiye pazarına girmesi ile birbirlerini tanıma fırsatı bulan Türk ve yabancı yöneticiler bir arada çalışıyor. Özellikle finans piyasalarındaki başarı isimler, Türkiye gibi istikrarın sürekli sekteye uğradığı bir ekonomi içerisinde edindiği deneyim ve kriz yönetimi konusundaki tecrübeleriyle dikkat çekiyor. Finans sektöründeki yöneticilerin sürekli değişen göstergeleri doğru yorumlayabilmesi ve risklere karşı dayanıklılık kazanması da onları cazip kılan unsurlar arasında sıralanıyor. Türkiye'den yalnızca Ortadoğu, Doğu Avrupa ve Rusya'ya değil Avrupa ülkeleri ve ABD'ye de başarılı yöneticilerin gönderildiğini belirten OneWorld Consulting'in kurucu ortağı Tim Bright, bunu Türklerin değişime ve kişisel gelişime açık olmasıyla açıklıyor. "Bundan 10 yıl öncesine kadar Türk yöneticilerin transferlerinin belirli bölgelere sıkıştığını söyleyebilirdik. Ancak şimdiki tabloda artık Muhtar Kent gibi örneklerin yalnız olmadığını düşünüyorum. Microsoft, Pfizer, Unilever, Coca-Cola, Philip Morris International gibi şirketlerden önemli transferlere şahit oluyoruz" dedi.
Romanya ve BAE'den ilgi
Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı firmaların yönetim kademelerinde de Türklerin ağırlığının arttığı gözleniyor. Yönetici seçme ve yerleştirme alanında 70'ten fazla ülkede faaliyetleri bulunan Antal International Türkiye'nin genel müdürü Mine Batıyel, bunun özellikle son birkaç yılda daha da belirginleştiğine dikkat çekiyor. Batıyel, "İş dünyasında üst düzey yönetim seviyesinde görev yapan yabancı sayısı giderek azalırken, yurtdışına giden Türk yöneticiler her geçen gün artış göstermekte" diyor. 10-15 yıl öncesine dek ülkemizdeki yabancı firmaların üst düzey pozisyonlar için ağırlıklı olarak yurtdışından getirdikleri yabancı yöneticileri tercih ettiklerini anlatan Batıyel, bu eğilimin son yıllarda değiştiğine dikkat çekiyor: "1990'ların ortasına dek yabancı firmalar yönetimlerini yurtdışından getirdikleri yabancı yöneticilere emanet ediyorlardı. Özellikle de ülke müdürü, genel müdür, finans direktörü ve üretim birimlerinin kritik pozisyonlarında yabancı yöneticiler bulunuyordu. Ancak son yıllarda bu durum tamamen tersine döndü. Artık ülkemizdeki yabancı firmalar giderek artan bir oranda Türk yöneticileri tercih ediyor. Hatta bazı farklı ülkelerdeki firmaların bile üst düzey pozisyonlar için ilk tercihi Türkler oluyor". Batıyel, yurtdışında faaliyet gösteren yabancı kökenli firmalardan da Türk yönetici talebi aldıklarını vurguluyor: "Özellikle Romanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ile Türki cumhuriyetlerdeki firmalara pek çok yönetici yerleştirdik. Bunun en büyük nedeni, Türkiye'de her disiplinde gerekli eğitimi almış ve yüksek iş tecrübesine sahip yöneticiler bulunması. Ücret ve başarı oranlaması dikkate alındığında Türk yöneticiler yabancı meslektaşlarına oranla önemli bir fark oluşturuyorlar ve bu da onları yabancı firmaların gözdesi haline getiriyor".
Y kuşağı Türkiye için bir şans
Fortune 500 listesindeki üç şirkette uluslararası iş geliştirme alanında üst düzey yöneticilik yapan ve şu anda Antal'ın CEO'luğunu üstlenen Doug Bugie de Türkiye'deki yöneticilerden umutlu. Özellikle 1980'den sonra doğan Y kuşağının yurtdışına en çok transfer edilen grup olduğuna değinen Bugie, "Türk yöneticiler için dünyanın her tarafından hızlı tüketim ve üretim alanlarında talep alıyoruz. İyi eğitimli, kendini geliştirebilen genç yöneticilerin sayısının yüksek olması da Türkiye için önemli bir avantaj. Avrupa ülkeleri bu konuda çok da şanslı değil" diyor. İpek ALPKÖKİN
|
|
Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.
|
|
|