|
| DİPLOMALI ARABULUCULAR |
20.5.2008 |
|
Sabancı Üniversitesi’nde Uyuşmazlık Analizi ve Çözümü diye bir yüksek lisans programı var. 2000’den bu yana 39 mezun veren programa katılan öğrenciler çatışmaların nedenlerini, süreçlerini ve çözüm yöntemlerini inceliyor. Mezunların yüzde 70’i akademik kariyerlerine devam ediyor, geri kalanı ise sivil toplum kuruluşları, devlet ve özel sektörde iş buluyor.
|
Şimdilik Türkiye’de arabuluculuk henüz bir meslek olarak tanımlanmıyor ama büyük şirketlerde ve mahkemelerin uzantısı olarak Türkiye’de de arabuluculuk mesleğinden söz edilecek.
Uyuşmazlık Analizi ve Çözümü (Conflict Analysis and Resolution) yüksek lisans programı 2000 yılında açıldı. 1998 yılında Sabancı Üniversitesi’nin kuruluş çalışmaları sırasında AB ile yaşanan gerginlik, Kıbrıs meselesi, ekonominin gidişatı gibi gündemde olan konular yani Türkiye’nin ihtiyaçları bu programın doğmasına sebep oldu. Doktorasını Amerika’da çatışma çözümü ve Lozan’daki müzakereler üzerine yapan Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nden Doç. Dr. Nimet Beriker, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun bu programı başlattığını söylüyor. Türkiye’de bir ilk olan Uyuşmazlık Analizi ve Çözümü programı 2 yıllık bir master programı. Eğitim dili İngilizce. Program çatışmaların nedenlerini, süreçlerini ve çözüm yöntemlerini inceliyor. Aynı zamanda müzakere, arabuluculuk, ortak karar alma yöntemleri ve sorun çözme yöntemleri konularında eğitim veriliyor. Ağırlıklı olarak siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler ve hukuk mezunlarının rağbet ettiği programdan şu ana kadar 39 öğrenci mezun oldu. Uyuşmazlık çözümünün aynı zamanda akademik bir konu olduğunu ve arkasında 60 senelik bir literatürün yattığını söyleyen Doç. Dr. Nimet Beriker, "İster müzakere yöntemleri olsun, ister arabuluculuk teknikleri olsun, sosyal bilimler çatısı altında ciddi bir çalışma sahası var. O nedenle mezunlarımızın yüzde 70’i doktora programlarına giriyorlar. Buraya bir ana disiplinden gelip, özel bir literatürle tanışıyorlar ve daha önceki birikimlerininin üstüne bir sos dökmüş oluyorlar. Bu da başvurularda çok ilgi çekiyor" diyor. Uyuşmazlık Analizi ve Çözümü programından mezun olup Citibank, Unilever, P&G, Google gibi şirketlerde insan kaynaklarında veya yazdıkları tezlerden dolayı farklı alanlarda çalışan, Dışişleri Bakanlığı’na diplomat olmak üzere giden, MİT’te çalışan öğrenciler var. Sivil toplum örgütlerinde çalışmak da öğrencilerin en çok tercih ettikleri alanlardan.
Türkiye’de tanınmıyor Nimet Beriker, arabuluculuğun ne olduğunu ve Türkiye’de nasıl algılandığını şöyle açıklıyor: "Arabuluculuk Türkçe’de çok yerleşmiş bir kelime değil, çok olumlu bir etkisi de yok belki. Örneğin uluslararası ilişkilerde hükümet ’ben arabuluculuk yaptım’ demiyor, ’yardımcı oldum’ diyor. Bizim kendi sistemimizde sorun çözme mekanizması olarak var arabuluculuk, ama adı ’yardım etme’ oluyor. Halbuki uyuşmazlıkların, sorunların çoğu, muhakkak üçüncü bir kişinin müdahalesiyle çözülebiliyor, fakat bu üçüncünün nasıl müdahale edeceği, nasıl bir süreç uygulayacağı, tarafların bunu nasıl algılayacağı, onların rızasının olup olmadığı çok önemli; bu şirketler için de geçerli, uluslararası ilişkilerde de. Şirketler arasında da zaten bu işi yapan insanlar var, genellikle ya başka işadamları ya da avukatlar devreye giriyor. Birisi ben arabulucuyum diye çıkmıyor ortaya. Ama Amerika’da arabuluculuk bir meslek. Şirketler alıştıkları veya güvendikleri insanlarla zaman zaman bu konuları aralarında çözebiliyorlar. Bir de mahkemenin uzantısı olarak kullanılan arabuluculuk mekanizması var. O da Türkiye’ye getirtilmeye çalışılan bir sistem. Mahkemeye gitmeden arabuluculara gidiliyor, eğer anlaşmaya varılırsa bağlayıcı bir karar oluyor. Bu Türkiye’de yapılmaya çalışılıyor. O zaman bizde de meslek olarak ortaya çıkacak."
Uyuşmazlık Analizi ve Çözümü programında eğitim veren akademisyenlerden dışarıdan eğitim almak isteyen kuruluşlar da var. Örneğin Genelkurmay Başkanlığı, çok sayıda belediye ve özel sektör akademisyenlerden müzakere yöntemleri eğitimleri alıyor. Beriker, "Şirketteki en büyük enerji kaybı şirket içi çatışmadan çıkar, bu üstü kapalıdır genelde, farkına varılmaz ama çok kan kaybettirir. Özellikle ara yöneticilerin ve üst seviye yöneticilerin arabuluculuk becerileri kazanmaları gerekir. Çünkü onların şirket içindeki barışçıl ortamı sağlamada rolleri çok büyük. Uyuşmazlık, barışçıl çözümler ve uzlaşma yöntemleri o kadar önemli bir konu ki bu olmadığı zaman şirketler verimlilik sağlayamıyor. Devletlerde istikrar olmuyor, aile içinde bile şiddet kullanımı artıyor. Şimdi bakıyorsunuz Türkiye’de her seviyede artan bir şiddet ögesi var. Evet bir sürü nedenleri olabilir ama uzlaşmayı bilip bilmeme de bunun içinde. Bizde genelde sorunlar halı altına atılıyor, yokmuş gibi davranılıyor. Örneğin siyasette bile yeni bir Anayasa yazılacak, bunu uzlaşmayla nasıl yapacaksınız? Bunun bu kadar sorun olmasının nedenlerinden biri de uzlaşma sürecinin tasarlanamamış olması. Bizim buradaki en büyük vurgumuz süreçler, ve bu süreçlerin aslında önceden tasarlanabilir olduğu" diyor.
Öğrencilerin hedefi akademik kariyer yapmak ya da STK’larda çalışmak Dennis Otieno Oricho (35, Kenya) Kenya’da felsefe eğitimi aldım. Kenya’da kaldığım dönemde Uluslararası Genç Hıristiyan Öğrenciler diye bir sivil toplum kuruluşunda proje koordinatörü olarak çalıştım. Daha sonra sertifika programı için Avustralya’ya gittim ve orada bir profesör Sabancı Üniversitesi’ndeki bu programdan bahsetti, benim de ilgimi çekti. Aynı konuda doktora yapmayı planlıyorum.
Yagub Shukurov (23, Azerbaycan) Boğaziçi Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi okudum. Polonya’da bir konferansta bu programdan haberdar oldum. İstediğim bir bölümdü, teoriyle pratiği birleştiren bir bölüm ve ben uyuşmazlık alanında çalışmak istiyorum. Burada uyuşmazlıkların nasıl ortaya çıktığını, nedenlerini, çözümlerini araştırıyoruz. Bundan sonra doktoraya başvurmak istiyorum.
Elif Kalan (25, Türkiye) Marmara Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi mezunu. 10 ay kadar Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın yürüttüğü Yerel Gündem 21 isimli bir programda kadın çalışmalarının kolaylaştırıcısı olarak çalıştım. Onların çalışmalarını kolaylaştırıp, yaptıkları işlerde onlara teknik destek sağlamaya çalışıyordum. Çalışmalarına ön kaynak sağlayıp, onların oturumlarını yönetiyordum örneğin. Oradaki çalışmam beni bu programa yönlendirdi. Çünkü orada da bir anlamda kadınlar arasındaki uyuşmazlıkları da gözlemlemiştim ve böyle bir bölümden haberdar oldum çalışırken. Ben birazcık akademik düşünüyorum. Aynı alanda doktora yapmak istiyorum.
Natalia Andrea Peral (31, Arjantin) Buenos Aires’de Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler okudum. Almanya’da bir akademide kolaylaştırıcı olarak çalıştım. Tatil için Türkiye’ye geldim ve bu programa başvurdum. Ben akademik hayata geri dönmek istiyorum, o nedenle buradayım.
Ayça Taşkan (24, Türkiye) ODTÜ Uluslararası İlişkiler mezunuyum. Geleceği olduğuna inandığım için bu programı seçtim. Hükümet de arabuluculuk yasasını çıkarıyor, Türkiye’de çok daha az gelişmiş bir alan o nedenle gelecek vaat ediyor. Programdan sonra sivil toplum örgütlerinde çalışmak ya da şirketlerin içindeki uyuşmazlıkları çözmek için danışmanlık vermek isterim. Büyük, uluslararası holdinglerde onların uluslararası ilişkilerini, holdingin içindeki birimlerin ilişkilerini düzenleyecek, ya da aradaki uyuşmazlıkları engelleyecek danışmanlar var, ben de bu alanda çalışmak istiyorum.
Funda Özçelik (23, Türkiye) ODTÜ Uluslararası İlişkiler mezunuyum. 3’üncü sınıfın yaz okulunda uyuşmazlık analizi diye bir ders almıştım, ders çok hoşuma gitti ve bu alanda çalışmak istediğime karar verdim. Burayı bitirdikten sonra 1-2 sene pratik hayatı görmek istiyorum, uluslararası organizasyonlar da olabilir, özel sektör de. Sosyoloji ve psikolojinin olduğu alanlarda çalışmayı düşünüyorum.
Lise Dahl Jorgensen (26, Danimarka) Benim master konum Kıbrıs sorunuydu. Geçen sömestri orada geçirdim. Türkiye’ye gelmek ve bir de bu açıdan olaya bakma fikri ilginç geldi. Kıbrıs konusunu, Türkiye AB ilişkilerini öğrenebileceğim kadar öğrenmek istedim, o yüzden buradayım.
Burcu ÖZÇELİK
|
|
Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.
|
|
|