|
| ADAYINA GÖRE MUAMELE |
31.3.2008 |
|
Bir kişinin işe alınıp alınmayacağını belirleyen en önemli etken, yapılan mülakatta verdiği izlenim. Bu sürecin aday için stresli ve zorlu olduğu kesin. Ancak bir de masanın diğer tarafı, yani mülakatı yapanlar var. Onların işi de hiç kolay değil. Kimisi bir günde onlarca adayla görüşüyor, kimisi farklı kişilik ve ruh hallerinden insanlarla karşılaşıyor. Mesleklerinin belki de en önemli handikapı yabancılaşma, (bir doktorun hastasına teknik yaklaşması gibi) yani adayın insani duygularının da olduğunu göz ardı etme riskleri.
|
Bir kişinin işe alınıp alınmayacağını belirleyen en önemli etken, yapılan mülakatta verdiği izlenim. Bu sürecin aday için stresli ve zorlu olduğu kesin. Ancak bir de masanın diğer tarafı, yani mülakatı yapanlar var. Onların işi de hiç kolay değil. Kimisi bir günde onlarca adayla görüşüyor, kimisi farklı kişilik ve ruh hallerinden insanlarla karşılaşıyor. Mesleklerinin belki de en önemli handikapı yabancılaşma, (bir doktorun hastasına teknik yaklaşması gibi) yani adayın insani duygularının da olduğunu göz ardı etme riskleri.
Diğer yandan, mülakatları sadece insan kaynakları veya personel yetkilileri değil; ustabaşılar, müdürler, patronlar da yapıyor. Bu sebeplerden, mülakatlarda hangi adaya karşı nasıl davranılması gerektiğinin, tiyatro oyuncularının da yardımıyla canlandırmalar yapılarak anlatıldığı eğitimler düzenleniyor. Bunlardan birine, İnsan Gücü Eğitim ve Danışmanlık’ın eğitimine katıldık. İşte canlandırma sırasında yaşanan diyaloglar, eğitime katılan mülakatçıların tepkileri ve aynı zamanda eğitmen olan, şirketin Genel Müdürü Hüseyin İrfan Fırat’ın yorumlarıyla ideal davranış şekilleri.
FAZLA KONUŞKAN ADAY
- Bugün hava o kadar güzel ki, anlatılır gibi değil. Hiç kapalı bir ortama giresi gelmiyor insanın. 2-3 saat gezdim dolaştım, rahatladım. Bahar da geliyor. İnanılmaz bir enerji var içimde. (kahkahalar) Kolyeniz çok hoş, inanılmaz. Aynısını gördüm geçen hafta alacaktım...
(Mülakatçı rolündeki kişi salona dönüyor, "Böyle bir kadını susturmanın hiçbir yolunu bilmiyorum ben. Şok etti beni" diyor. Tekrar oyuna dönülüyor.)
- Bahar da geldi artık şirket içinde sosyal aktivitelerin artması gerekiyor. Bilmiyorum siz böyle sinerji çalışmaları yapıyor musunuz?
- İsterseniz CV’nizle başlayalım Selin Hanım, havalarla ilgili de sonra sohbet ederiz, zamanımız kalırsa.
- İnşallah tabii.
- Müşteri temsilcisi olarak ilk işinizmiş...
- Evet ben daha önce iki farklı şirkette çalıştım. Çok güzeldi aslında iş ortamım. Hala görüşürüz. İnanın hala birlikte sosyal aktiviteler yapıyoruz. Geçen hafta sonu, iki gün önce...
- İşinizle ilgili...
- Eşim mi, ben evli değilim hanımefendi.
- Şu anki işinizden neden ayrılmak istiyorsunuz?
- İşimle ilgili bir sorunum yok aslında. Ama yaşadığım yerden çok sıkıldım, başka bir yere taşınmak istedim, aileme daha yakın bir yerde oturmak için. Gidiş geliş çok zor oluyor artık.
- İşten neden ayrıldığınız konusu biraz muğlak kaldı.
- Tabii, evet haklısınız. Uzakmış falan... Açıkçası benim "asal" derdim, hak ettiğim maaşı almadığımı düşünüyorum. Ben orada 3 yıldan fazla bir süre çalıştım. İnsan beklentilerinin karşılığını alamayınca, orada çalışmak için enerji de kalmıyor insanın içinde. Orada sinerji çalışmalarımdan dolayı farklı şirketlerle çalışma durumum oldu.
- Yaptığınız projelere bir örnek vermeniz gerekirse?
- Ben örnek vermenin etik olacağını düşünmüyorum.
NE YAPMAK GEREKİR Mülakat sırasında aday size sorular sorabilir, çeşitli konulardan bahsederek mülakatı kontrol altına almak ister. Böyle durumlarda kontrolün sizde olduğunu hatırlayın. Adaya "özür dilerim ama konudan ayrıldık, sanırım konuya geri dönmemiz gerekir" diyerek kontrolü tekrar sağlayabilirsiniz. Mülakatın kontrolünün sizde olduğunu unutmayın. Aday ısrarla konuşmaya devam ediyorsa, "Korkarım zamanımız doldu, sırada bekleyen başka adaylar var" diyerek ayağa kalkıp, adaya elinizi uzatabilirsiniz.
UTANGAÇ ADAY
- Merhaba.
- Selin Hanım, buyrun hoşgeldiniz. Ben Esin, İK sorumlusuyum. Şöyle alayım sizi. Nasılsınız?
- Teşekkür ederim, iyiyim (yere bakarak, kısık sesle konuşuyor).
- Zor oldu mu burayı bulmanız?
- Yoo, çok değil.
- Bir şey ikram edelim size.
- Iıı, su olabilir.
- İsterseniz öncelikle siz bana kendinizden bahsedin, sonra soru cevap şeklinde devam edelim.
- 4 yıldır çalışıyorum bu sektörde. İş değişikliği yapmak zorunda kaldım.
- En son mezun olduğunuz okuldan başlayalım isterseniz.
- Bilkent Üniversitesi (kekeliyor).
- Kaç mezunusunuz? Halka İlişkiler Bölümünde benim bir arkadaşım vardı, ismi Ayşe, belki tanırsınız.
- 2000 mezunuyum. Arkadaşınızı hatırlayamadım şu anda.
- Üniversiteden mezun olduktan sonra ne yaptınız?
- İki farklı şirkette çalıştım. (öksürüyor)
(Mülakatçı rolündeki kişi duruyor, eğitmene dönerek "daha ne kadar duracak böyle?" diye soruyor. Eğitmenin "size bağlı" yanıtının üzerine "Daha ne yapayım, yalan söylediğini tespit ettim, CV’sinde Ege Üniversitesi yazıyordu, kendisi Bilkent diyor. Artık bu saatten sonra ilerlemenin alemi yok yani" diyor. (salonda gülüşmeler)
NE YAPMAK GEREKİR Adayın yavaş yavaş açılması gerekir. Adayı rahatlatmak için birkaç basit ve adayın deneyimli olduğu konularda soru sorulabilir. Yumuşak bir ses tonu, olumlu bir vücut dili adayın açılmasını sağlar. Canlandırmada olduğu gibi, mülakatçı CV’yi eline alıp, nereden mezun oldun diye sorgulamaya geçmemeli. Bu örnekte mülakatçı, adayın heyecanlı olduğunu görmesine rağmen biraz duyarsız kaldı. Biraz da otoriter yaklaştı. Bunun yerine daha yumuşak bir ses tonu kullanılmalı.
FAZLA DUYGUSAL ADAY
- Nasılsınız?
- İyiyim, teşekkür ederim. (yere bakıyor, koltuğunda rahat oturamıyor, sıkıntılı tavırlar içinde)
- Rahat bulabildiniz mi yerimizi?
- Zor olmadı.
- Çay söyleyeceğim kendime, siz de ister misiniz?
- Yok, çok teşekkür ederim.
- Selin Hanım rahat mısınız? Rahatlayın lütfen. Çantanızı kenara bırakın isterseniz. Ben sizi tanımaya çalışacağım. Öncelikle kendinizden bahsedin lütfen.
- Kusura bakmayın. (ağlamaya başlıyor)
- Önemli değil Selin Hanım. Nasıl yardımcı olabilirim size? Bir şey mi yaşadınız buraya gelirken? Benimle paylaşabilirsiniz, isterseniz ara verip daha sonra devam edebiliriz.
- Yok ben görüşmeyi kaçırmak istemiyorum açıkçası. Devam etmeye çalışalım.
- Şu anki durumunuzla görüşmeye devam etmemiz çok sağlıklı olmaz. İsterseniz bir sonraki adaydan sonra tekrar görüşelim.
- Aslında ben günlerdir bekliyorum bu görüşmeyi. Gerçekten sıkıntılı bir dönemden geçiyorum. (Hıçkırarak ağlıyor)
- İsterseniz başka bir gün devam edelim.
- Başka bir gün gelmek istemiyorum, ben bugün görüşmek istiyorum. Bir şeyim yok, iyiyim.
- Rahatlayacağınızı düşünüyorsanız ağlayabilirsiniz de. Bugünden sonra bir daha şansım olmaz diye düşünmeyin.
- Tamam. Şansımı kaybetmiyorum değil mi?
- Yoo, kesinlikle. (Ardından görüşmeci salona dönüyor, "yok bir şansınız zaten" diyor.)
NE YAPMAK GEREKİR Anlayış gösterilmeli. Adaya kendisini toplaması gerektiği, gerekirse biraz dinlenebileceği söylenerek aday salonun dışına alınabilir. Adayın evinde ekonomik sıkıntı, geçimsizlik gibi sorunları olabileceği düşünülmeli. Uzun süre iş arayan adayların, bütün kapılar da yüzlerine kapandığında, duygusallıkları artabiliyor.
SİNİRLİ ADAY
- Buyrun.
- (Geldiği yöne doğru bağırarak sinirli bir şekilde) Dikkatli olsanıza biraz! Merhaba ya, çok özür dilerim. Üzerime çay döküyorlardı az kalsın.
- Nasılsınız?
- Nasıl olmam beklenir ki? Saatlerdir dışarılarda sürünüp durdum yani buraya gelebilmek için.
- Bir şey içmek ister misiniz?
- Teşekkür ederim, hiçbir şey istemiyorum. Dışarıda çalışan görevli arkadaş, inanılmaz kötü davrandı bana. Ben sessiz kaldım, şurama kadar geldi. Saat 3 oldu, ben birden beri dışarıda bekliyorum. Zaten trafik de vardı, taksici yarım saatlik yolu bir saat dolandırarak getirdi. (bağırıyor)
- Siz gelmeyince, sizden sonraki adayı almak zorunda kaldık, o yüzden sizi biraz beklettik kusura bakmayın.
- Ben aslında vaktinde buradaydım. 5 dakikalık gecikme yüzünden 2 saat beklemek zorunda kaldım.
- İnanın biz elimizden geleni yapıyoruz.
- Tabii anlıyorum herkes haklı, siz de haklısınız ama bu durumda ben de haklıyım. Çok gerginim, nasıl yatışacağımı bilmiyorum.
- Su için isterseniz.
- İçmek istemiyorum beyefendi, beni biraz daha bekletebilmek için çay, kahve, su, her şeyi dayadılar.
- Konumuza geçelim mi artık? Kendinizden bahsedin.
- Yani nasıl bahsedebilirim ki kendimden? (sinirli bir ses tonuyla)
- Firmamızı tanıyor musunuz?
- Tabii ki tanıyorum, tanımasam neden başvuruda bulunayım ki. Kusura bakmayın, şu an bildiğim her şey silindi, sıfırlandı.
- Siz kusura bakmayın lütfen, konumuza dönelim.
- Ben aslında böyle gergin biri değilim... (sakinleşmeye başlıyor)
NE YAPMAK GEREKİR Sakin olmalı. Önce kişinin neden sinirlendiğini anlamalı. Aday yatışmadıysa mülakata başlamayın. Aday sinirli tutumunu devam ettiriyorsa mülakata devam edemeyeceğinizi, daha sakin olduğu bir gün görüşebileceğinizi söyleyebilirsiniz. Asla sinirlenip işi tartışma boyutuna getirmeyin.
|
|
Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.
|
|
|