Sınav Salonu Kamu Kurumları Ders Notları Haberler Anketler Kitap - Yayınevi Forumlar İlanlar Dosya İndir Araçlar İletişim Tarihçe

Kullanıcı

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol

STRES NEDİR?

Stres daima bizimle birliktedir. Duruma bağlı olarak yoğunluğu değişebilir. Şu anda şu satırları okurken bile stres deneyimi geçirmektesiniz: Sayfayı açık tutuyorsunuz, gözleriniz kelimeleri izliyor, sürekli olarak almakta olduğunuz bilgileri bir işleme tabi tutuyorsunuz.
Vücudunuz, fonksiyonlarını sürdüren ayrı bir dünyadır. Zaman zaman karmaşık fonksiyonlar görmesine rağmen beyniniz sürekli çalışmakta kalbiniz düzenli aralıklarla ve durmadan kan pompalamakta, ciğerleriniz içindeki havayı boşaltmakta ve yerine temiz hava doldurmaktadır. Onun için teknik anlamda hepimiz devamlı stres deneyimi geçirmekteyiz; çünkü şuurlu olduğumuz zaman, yapılacaklar listesine devamlı bir şeyler eklemekteyiz.

KÖTÜ BİR ŞEY DEĞİL

Yaygın inanışın aksine stres her zaman kötü bir şey değildir: Yaşamınıza renk katan etkili bir güdüleyici olabilmektedir. Ne olimpiyatlara katılan aletler normal olarak antremanlarda rekor kırarlar, ne de aktörler sahne provalarında en yüksek başarıyı gösterirler. Onlar da hepimizin yaptığı gibi en yüksek performanslarına meraklı seyircilerin önüne çıkmanın verdiği stres sayesinde kavuşurlar.

Çince’de stres kelimesi tehlike ve fırsat kelimelerinin sembollerinin karışımıdır. Stres bu iki kavramı paylaşmaktadır. Her problem çözümünü de içinde saklamaktadır; stres altında olduğunuz her an enerjinizi hem yıkıcı hem de yapıcı kullanma potansiyeline sahipsiniz demektir.
Ameliyat odasında ameliyat yapan bir operatör o kadar stres altındadır ki kalp atışları bir hayli hızlanır. Fakat bu bizler için şanstır, çünkü hiçbirimiz ameliyat gibi kritik bir anda gevşemiş durumdaki bir doktora ameliyat olmak istemeyiz. Başarılı insanlar streslerini yapıcı enerjiye ve yaratıcı güce dönüştürürler.

MAĞARA ADAMI PSİKOLOJİSİ

Stresin yapısını inceleyelim. Strese tepki esas olarak fiziksel olduğu için, stres anında vücudunuzda neler oluştuğunu bilmek gerekir.
Bir milyon yıl önceye döndüğünüzü hayal edin. Bir mağarada ateşin kenarında oturmaktasınız. Kendi fiziksel gayretiniz sonucu elde ettiğiniz yiyeceğinizi zevkle yerken, yakınınıza bir hayvanın yaklaştığını fark ettiniz. Başınızı çevirince vahşi bakışlı, sivri dilli bir kaplanın size doğru gelmekte olduğunu gördünüz. Derhal bedeninizde bir seri önemli değişiklikler oluşur. Sizi tehlikeden korumak için “dövüş veya kaç” tepkisi harekete geçer. Doğuştan var olan bu otomatik tepki bedeninizde oluşan aşağıdaki değişikliklerle tanımlanmaktadır.

1. Kaplanın varlığını beyin algılar algılamaz, bedeninize adrenalin salgılanır; bu da birçok fiziksel değişiklikler ortaya çıkartır.
2. Göz bebekleri göze daha çok ışık girip daha iyi görebilmek üzere büyür. Tehlike anlarında daha iyi görmeye gereksinim duyarız.
3. Midenize ağız salgıları gitmemesi için ağzınız kurur.
4. Bunun sonucu olarak sindirim sisteminizin çalışması durur ve sindirim sistemindeki kan doğrudan kaslarınıza ve beyninize gider. Bu stres anlarında niçin midenizde kelebekler uçuşuyor gibi hissettiğinizi açıklamaktadır.
5. Harekete geçmenize hazırlık olarak boyun ve omuz kaslarınız gerilir. Gevşek kaslara göre, gerilmiş kaslarla atak yapmak daha kolaydır.
6. Kaslarınıza daha çok oksijen gitmesini sağlamak için nefes alışlarınız sıklaşır.
7. Kalbinizin atışı hızlanır ve kan basıncınız artar; böylece bedeninizin çeşitli bölümlerine daha çok yakıt ve oksijen gider.
8. Vücudunuzu normal ısıya döndürmek için daha çok terlersiniz. Vücudunuz ne kadar çok enerji yakarsa o kadar çok terlersiniz.
9. Karaciğeriniz kaslara ani bir enerji akımı sağlamak için glikoz salgılar.
10. Kanı koyulaştırmak için dalağınız, depo etmiş olduğu kan hücrelerini serbest bırakır ve kan dolaşımına kimyasal maddeler salgılar. Bu işlem kanınızın normal zamankinden daha çabuk pıhtılaşmasını sağlar ve öyle ki bir yeriniz yaralanınca kanama daha çabuk duracaktır. Ayrıca vücudunuzun mikrop kapmaya karşı dayanıklılığı artacaktır.

Günümüzde de vücudumuz tehlikeye karşı bu otomatik tepkileri göstermektedir. Her gün karşılaştığımız birçok durumda beynimizdeki hipotalamus diğer bir deyişle “stres merkezi” harekete geçmekte, yukarıda sayılan değişiklikleri oluşturmaktadır. Trafik sıkışıklığında veya kızgın bir patron karşısında, atalarımızın vahşi bir hayvan karşısında göstermiş olduğu tepkilerin aynısını göstermekteyiz. Strese karşı oluşan tepkiler tehlike karşısında dövüşmek veya kaçamak için bedenimizin hazırlanmasını sağlamak için oluşmaktadır. Bu ikili karardan ister dövüşme isterse kaçma kararını verin hiç fark etmez, iki durumda da bedenin uyanıklığa ve fazladan enerjiye ihtiyacı olacaktır.

ŞİMDİ İÇİMİZE ATIYORUZ

Fakat modern dünyada bu tepkilerin yanlış yönetilmesi yüzünden bir bedel ödemekteyiz. Ya dövüşmeyi ya da kaçmayı seçen mağara adamlarından farklı olarak biz, günümüzde stres yaratan olaylara karşı doğrudan tepkimizi göstermeyip içimize atmaktayız. Patronumuza kızdığımız zaman kendisine karşı gelmeye ne kadar zorlanırsak zorlanalım bunu yapamayız. Onun için fiziksel değişiklikler sonucu yükselen tansiyonumuzun normal duruma düşmesini sağlayamayız. Tansiyonumuzun devamlı yüksek olmasını önleyemediğimiz için aşağıdakilere benzer stres kökenli hastalıkların kurbanı oluruz.

1. Müzminleşmiş bir şekilde göz bebeğinin büyümüş olarak kalması, görme problemlerine sebep olabilir.
2. Ağızdaki aşırı kuruluk, yutkunma güçlüklerine sebep olabilir.
3. Sindirim işleminin çok sık aksaması kabızlığa sebep olabilir ve ülser olma riskini arttırır.
4. Müzminleşmiş bir şekilde kasların gergin halde kalması beden ağrılarına ve sancılara sebep olabilir. Bu ağrıların belli başlıları boyun ağrısı ve omuz kasları ağrısıdır.
5. Müzminleşmiş yutkunma ve sık nefes alıp verme astıma yol açabilir.
6. Müzmin tansiyon yükselmesi, yüksek tansiyon hastalığına sebep olabilir.

Fiziksel göstergeleri ne olursa olsun stres daima psikolojik sonuçlar doğurur. Strese maruz kaldığınız zaman hipotalamus adrenal bezlerine etki eden hormonları salgılayan bezleri uyarır. Bu bezlerin salgıladığı hormonlar, adrenal bezinin adrenalin salgılamasına sebep olur, bu adrenalin de bedenimizde şiddetli fiziksel değişikliklere yol açar.

NELER STRESE YOL AÇIYOR?

Bedenimizin huzur verici ve huzursuz edici olaylara karşı aynı şekilde tepki gösterdiğini öğrenmek sizi şaşırtabilir. İster size ateş edilsin, isterse başkaları sizi övsün, isterse yüzünüze tokat atılsın, isterse sevgiliniz sizi okşasın, ister bir insanla kavga edin, isterseniz onlara sevgi gösterin, bunların hepsi birer strestir ve bedeniniz bu stres olaylarının hepsine aynı fiziksel tepkileri gösterir. Olumlu veya olumsuz herhangi bir değişiklik “dövüş ya da kaç” tepkisi ile ilişkili olarak hep aynı fizyolojik reaksiyonları ortaya çıkarır.

Hem olumlu hem de olumsuz strese karşı fizyolojik tepkilerimiz birbirine çok benzese bile, bizim olayları yorumlamamız büyük çapta değişmektedir. Örneğin bir topluluk karşısında konuşmak birçok insanda stres yaratır. (Kuzey Amerikalılar bunun kendileri için bir numaralı korku olduğunu iddia etmektedirler). Yine çok az da olsa bir kısım insanlar toplum karşısında konuşma yaparak geçimlerini sağlamakta ve bundan da zevk almaktadırlar. Bu iki grup insan arasındaki fark, birinci grubun stresi çekingen ürkek tarzda, ikinci grubun ise kendine güvenen bir tarzda yönetmesidir.

Strese tepkilerinizi yanlış bir tarzda yönetirsek birçok problemlerin doğmasına sebep oluruz. Beden savunma sistemini –ki gerçek bir savunma sistemidir- harekete geçiren biyolojik reaksiyonlar, hem gerçek tehlikeler karşısında hem de hayali tehlikeler karşısında ateşlenebilir. Örneğin evde oturmuş en çok hoşlandığınız televizyon programını gevşemiş bir halde seyrederken birdenbire hemen bitmesi gereken önemli bir projeyi bitirmemiş olduğunuzu hatırlarsanız, kalbiniz hızla atmaya başlayacak, kaslarınız gerilecek, bir baş ağrısı ile birlikte kan basıncınız artacaktır. Her ne kadar günümüzün sıkıcı yaşamında stres yapan etkenler hayati önem taşımasa da onlara karşı vücudumuzun gösterdiği otomatik fiziksel reaksiyonlar eski atalarımızın vahşi hayvanlar karşısında tehlikeye düştükleri zaman gösterdikleri fiziksel tepkilerin aynısıdır. Bugün biz caddelerde vahi hayvanların saldırısına uğrama tehlikesinden uzak olsak da, birçok çıkmaz, trafik sıkışıklığı, çok yüklü faturalar ve “geçinilmesi güç olan insanlar” bizim vahşi hayvanla karşılaşmış gibi stres duymamıza neden olmaktadır.

STRESE TEPKİNİZ NASIL DEĞİŞİYOR?

Strese karşı tavrınız birçok faktöre bağlıdır. Birincisi kuvvetli ve sağlıklı bir genetik yapınızın olması kalp çarpıntısı ve kalp teklemesi gibi kalıtsal bir hastalığınızın olmaması sizi strese karşı daha dayanıklı yapacaktır. Kalıtsal, fiziksel özellikleriniz hakkında yapabileceğiniz fazla bir şey bulunmamaktadır.

İkinci büyük faktör, ailenin örnek alınmasıdır. Ailenizin stresle baş etme yolu bilerek ya da bilmeyerek sizin günlük sıkıntılarla baş etme şeklini etkilemektedir. Biz ailemizin karbon kağıdı konmuş bir kopyası olmamamıza rağmen onların kişiliklerinden ve tutumlarından etkilenmekteyiz. Eğer siz çocukluğunuzda yemek yandığı zaman evde kavga edildiğini görmüşseniz, ilerde siz de aynı durumla karşılaşınca aynı şekilde kavga edeceksiniz demektir.

Üçüncüsü, sizin kültürel yapınızın ve eğitiminizin bir yan ürünü olarak şu andaki tutumunuz, beklentileriniz ve inanç sisteminiz stres yapan etkenlere karşı davranışınıza etki edecektir. Yeniden şunu belirtmek isterim ki strese karşı davranışımızı etkileyen bu ana faktörlerden kurtulmak kolay değildir. Bazı insanlar stresi, çıkarttığı migren, yüksek tansiyon, sinir, ülser vb. hastalıklardan yola çıkarak tanımlarlar. Bazıları ise stresi artıran değiskenler üzerinde dururlar (insanlararasındaki iletişimsizlik, fazla iş, görev değişiklikleri, hızlı değişim gibi).
Her birey stresi sezgileriyle az çok algılayabilir. Fakat insanlarin çoğunun stresi tanımlaması sanıldığı kadar kolay değildir. stres, her bireyin adaptasyon yeteneğine göre verdiği tepkidir. Bazılarında pozitif etkiler (enerji, uyarılmış davranış, migren) ortaya çıkarır.

Stres kaçınılmazdır:
Stres, hayatın vazgeçilmez bir parçasıdır. Çünkü, insana çevredeki uyaranlar karşısında daha iyi davranma firsatini verir. sıfır stres, ölümdür. Çünkü, bu durumda birey çevreden gelen etkilere tepki vermeye yetecek enerjiden yoksun demektir. Aşırı stres de ölümcül olabilir. Çünkü bu durumda birey aşırı enerji sarfetmekte ve tükenmektedir. Çözüm, her bireyin kaldırabileceği ölçüde (optimum) stres ile doyumlu ve olumlu bir hayat sürdürebilmesidir.

İki tür stres vardır. Bunlardan "Olumlu Stres" (iyi stres) olumlu sonuçlar çıkartır. Kaygı yerine, zor bir amaca ulaşırken bireyi meydana getiriciliği kullanmaya yönelten, kişiye doyum ve yaşama sevinci veren strestir. "Olumsuz Stres" (kötü stres) ise; bireyin kendine güvenini kaybetmesine neden olan, yetersizlik duygularına sevkeden, çaresizlik, umutsuzluk ve hayal kırıklığı çıkartan sterstir. olumsuz stresin örgütsel çıkarcılığı öldürücü etkisi vardir.

İş ortamından kaynaklanan öğeler:
Insan, is ortamında uyum arar. Uyumun olmaması bir stres kaynağıdır. Insanı işgörmekten alıkoyacak bir engelleme çıkartır. Birçok örgüt durumun farkında olduğundan, uyum çıkartmaya yönelik çeşitli çalışmalar yapıyor. Bu çalışmalardan birçoğu maalesef basarılı olamıyor.
Uyumlaştırma aşağidaki üç durumun varlığına bağlıdır:

Bireylerarası ilişkiler:
Örgütteki bireyin diğerleri tarafından tanınması ve kabul edilmesi halinde olumlu ilişkiler, olumlu örgütsel ortamlar çıkartarak işgörenlerin topyekün sağlıklı olmalarında önemli bir rol oynar.

Stres çıkartıcı bu ortamları genelde, işsizliğin yaygın olduğu ekonomik kriz dönemlerinde daha sık rastlanır.
Bireylerarasi iliskilerde belirleyici olan en önemli öge liderlik stilidir.

Bireylerarası rekabet:
Bütün örgütlerin, para, terfi ve başka konularda sınırları vardır. Örgütte bu sınırlı olanaklara ulaşabilmek için bireyler birbirleriyle rekabet ederler. Bu rekabet önemli bir stres kaynağıdır.
Bu ulumsuzluğuna rağmen, bazı işletmeler işgörenin kapasitesini maksimum düzeyde harekete geçirmek için rekabeti teşvik ederler.
Bir yarışmada her zaman bir kazananın bir de kaybedenin olması normaldir. Zaferin bedeli çoğu zaman bireye oldukça pahalıya malolmaktadir.

Rekabet, bireyi gelişmeye yöneltir. Fakat aşırı rekabet örgütü yaşanmaz hale getirebilir.

Is yerinin fiziksel özellikleri: Işyeri doktorları ve diğer araştırmacıların çalışmaları ortaya koymustur ki, ısı, gürültü, ışık, titresim, kirlilik vb. fiziksel kosullar, birey açısından kabul edilemez düzeydeyse, stres kaynağıdır.

Gürültünün insanda sadece fiziksel değil psikolojik rahatsızlıklara neden olduğu bilinmektedir. Isgörenin sinirsel ve fiziksel sistemini alt üst etmesinin yaninda gürültü, isletmede enerji savurganlığı ve gereksiz harcamalara da neden olabilir.

Bireysel Ögeler
Birey ve bireyin içinde bulunduğu durumdan kaynaklanan beş temel öğe, stres kaynağıdır Bunlar aşağıda sırasıyla incelenmektedir:

Bireyin kişiliği: Insanlar kişilikleriyle (bagımsızlık, esneklik, kaygı, katılık, heyecan vb. durumlarla) bağlantılı davranışlar gösterirler. Friedman ve Rosenman isimli iki kardıyologun gerçekleştirdikleri araştırmalara göre, iki kişilik tipi saptamışlardiı. Bunlar A tipi kişilik ve B tipi kişiliktir. A tipi kişiliğe sahip olanlar, B tipine göre strese daha yatkındırlar ve bunların kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskleri daha yüksektir.
Sterste kişilik önemli bir ögedir. Bununla birlikte stresin çıkartıcağı etkinin derecesi, kisilikle görevin gerekleri arasındaki iliskiden daha çok etkilenmektedir.

Bireyin fiziksel durumu:
Bireyin fiziksel açıdan iyi durumda olması strese direnç göstermesini kolaylaştııacaktır. Montreal'de Concordia Üniversitesi'nden David Sinoyor yönetiminde yapılan bir araştırmaya göre; fiziken iyi durumda olan bireylerin günlük hayattan kaynaklanan sayısız strese daha kolay karsı koyduğu belirlenmiştir.

Stres çıkartan diğer durumlar: Insanların stres düzeyi, hızla değişen dünyada yaşayan insanlarin daha fazla yakınmalarına neden olacak kadar yükselmiştir. Stres çıkartan durumlar, bireyin kontrolünü kaybetmesine neden olur.

Örnegin; terfi etmeyi bekleyen bir kisiye, ekonomik kriz nedeniyle işine son verildiğinin bildirilmesi böyle bir duruma örnektir. Bu olay karşısında işgörenin tepkisini kestirmek kolay değildir. Kalp krizi geçirebilir, yöneticiye bağırıp çağırabilir, bir seyler kırıp dökebilir. Bu kişide kontrol tamamen kaybolmustur.

Bireysel kariyer:
Örgütte çalışan her birey için planlanmış olan kariyer politikası, bireyde stres çıkartan bir diğer etkendir. Terfi, emeklilik, transfer kararını verirken yönetimin elinde herkese rasyonel davranılacağını gösteren kriterler yoksa, isgören yönetiminin kariyer konusunda adil davranmadığını düşünüyorsa, bu durumda stres düzeyi yükselecektir.

Örgütsel Ögeler
Örgütsel ögelerden kaynaklanan stresörler üç nedene dayandırılabilir. Bunlari şöyle açıklamak mümkün:

Hiyerarsik yapı:
Her durumda başarılı olabilecek bir örgütsel yapının reçetesini vermek nasil mümkün değilse, aynı şekilde stersin yakici etkisini minimize edecek evrensel bir yapı da yoktur. Sadece bazı örgütsel yapıların diğerlerine nazaran strese daha yatkın olup olmadığından söz edilebilir.
Örneğin; merkezi yapılar karar almayı ve girişimciliği yavaşlaıir. Bu yapılar güç çatışmaları nedeniyle rasyonel kararlardan çok politik kararlarin alınmasına daha uygundur.

Örgütteki değişim ve yeniliklerin çıkarttığı belirsizlik:
Sürekli gelişen ve değişen dünyada insanlar daha fazla yenilikle karşılaşıyor. Belirsizlik; bireyin bilgi sahibi olmadığı ya da az bilginin bulundugu bir yeniliğin işletmede uygulamaya konulması, bir reorganizasyon çalışması vb. durumlarda ortaya çikan değişim karşısında, bireyin kendisini çaresiz hissetmesidir. Bu durumda işgörenler yeniliğe direnç göstererek kendilerini savunmak isterler. Kanada'da gerçekleştirilen araştırmalar belirsizlik kavramını şöyle somutlaştırmıştır:
Belirsizlik birçok duruma bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bunlar şöyle sıralanabilir:
- İsgören terfi etme ve ilerleme imkanlari hakkıda yeterli bilgiye sahip olmayabilir.
- İsgören görev tanımlarının bulunmadığı bir iş yerinde çalışıyor olabilir.
Başka araştırmalar ise işgörenin isini kaybetme korkusunun neden oldugu belirsizlikten söz eder.

Stresle başa çıkmak ve huzurlu yaşamak için öneriler:
• Kendinizi, sözde stres yaratan belirli ve kaynakları tanıyın.
• Kişiler arasi iyi iliskiler kurun.
• Bedeninizi kontrol edin.
• Dengeli beslenin.
• Bugünün işini yarına bırakmayın.
• "Her işi yaparım" ya da "Hiçbir şey yapamam" demeyin.
• Zihinsel özelliklerinizi doğru değerlendirin.
• Yitirdiklerinizin nedenini arayin.
• Zamanin tutsağı olmayın.
• "Hayır" demeyi bilin.
• Önce özeleştiri yapın ve herkes tarafından sevilmeyi beklemeyin.
• Yapabileceklerinizle yetinmeyi bilin.
• Kendinizi vazgeçilmez görmeyin.
• Alkolik gibi işkolik olmayın.
• İşinizi gerçek olanaklarınızla uyumlu kılın.
• Dinlenmeyi bilin.
• Spora zaman ayırın, fizik egzersiz yapın.
• Solunumunuzu denetleyin.
• Savunma mekanizmalarindan yararlanin.
• Davranışlarınızı düzenleyin.
• Öfkenizi yenin.

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.
Yorumlar Yorum eklemek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.
Bu konuda yorum yapılmamış
Yorum eklemek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.




Word'da gör İndir Arkadaşına öner Yazdır RSS Sitene Ekle
Tüm haklar saklıdır © KPSS.com.tr 2007
Ücretsiz eğitim kaynaklarına ayrılan diğer alan adları: www.kpss.com.tr , www.kpsscomtr.com , www.kamusinavi.com , www.kpss-com-tr.com