Başkan’ın Mesaj
BDDK’nın kuruluşu Türk bankacılık sektöründe “eski”den kopuşu ve “yeni” bir bankacılık dönemine geçişi simgelemektedir. İdarî ve mali açıdan bağımsız bir otorite, finansal istikrar için bir fırsat olarak nitelendirilmektedir. Düzenleme ve denetim yapısındaki bu değişiklik, aynı zamanda, uluslararası düzeyde bir yapılanma olarak da değerlendirilmektedir. Bu olumlu gelişmeleri müteakiben, 2005 yılında yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, BDDK’nın denetim yapısında ve kapsamında sağladığı değişimle, yeni bir finansal yapı için zemin oluşturmuştur.
BDDK gibi düzenleyici ve denetleyici otoritelerin üstlendikleri görevler, ülke ekonomisi açısından çok büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, bu nevi kurumların varlığı kadar, bunların devamlı olmaları, kaliteli ve başarılı hizmet sunmaları da hayati öneme sahiptir. Bu itibarla, stratejik planlama; kamu kuruluşlarının faaliyetlerini planlamaları, uyguladıkları politikaları somut iş programlarına ve bütçelere dayandırmaları ve uygulamayı etkili bir şekilde izlemeleri için temel bir araçtır. Stratejik planlama ile Kurum misyonunun yerine getirilmesine yönelik amaçlar, hedefler ve bunlara ulaşmayı mümkün kılacak yöntemler ortaya konmaktadır. Bu çerçevede hazırlanan Stratejik Plan, BDDK’nın bugünkü yeri ile hedefleri arasında köprüyü kuracak uzun vadeli bakış açımızı yansıtmaktadır.
BDDK’nın ilk Stratejik Planı’na yönelik çalışmaların gerçekleştiği bu dönemde Türk Bankacılık sektörü, uluslar arası piyasalarda yaşanan mevcut dalgalanmalara rağmen, önemli bir güce ve dayanıklılığa sahiptir. Ancak bu olumlu görünüm bir rehavet unsuru olmayacak, BDDK çalışanları güçlü bir işbirliği ve inanç içerisinde halkımıza hizmet vermeye ve Türk ekonomisinin istikrarını destekleyen daha güçlü bir finans sistemi için çaba göstermeye devam edecektir. Bu çerçevede, BDDK, ulusal ve uluslar arası gelişmeleri büyük bir dikkatle takip ederek, finansal piyasalardaki risklere hızlı ve etkin bir şekilde cevap vermek için gerekli tüm gayreti sarf edecektir.
BDDK, bu yöndeki çabalarının gelişimini ve başarısını, Stratejik Plan ile belirlenen hedefler ve performans ölçütleri aracılığıyla sürekli ve etkin bir şekilde izleyecek, elde edilen sonuçları kamuoyu ile şeffaf bir şekilde paylaşacaktır. BDDK 2006-2008 Stratejik Planı’nın, Kurumumuz için olduğu kadar finansal sistemimiz için de yol gösterici ve hedef belirleyici olacağını ümit ediyoruz.
Tevfik BİLGİN
Başkan
İÇİNDEKİLER
Başkan’ın Mesajı i
Giriş. 1
I. Geleceğe Bakış. 2
1.1 Misyon. 2
1.2 Vizyon. 2
1.3 Temel Değer ve İlkeler 2
II. Yapısal Dönüşüm.. 3
2.1. Kuruluş ve Yasal Çerçeve. 3
2.2. Bankacılık Sistemindeki Başlıca Gelişmeler 3
2.3. Bankacılık Kanunu ve Yeni Finansal Yapı 4
III. Çevre Analizi 5
3.1. Sorumluluk Alanı 5
3.2. İlgili Taraflar 6
3.3. Ekonomik ve Finansal Gelişmeler 6
3.4. Basel-II 8
3.5. Avrupa Birliğine Katılım.. 9
IV. Kurum İçi Analiz. 10
4.1. Yönetim ve Organizasyon. 10
4.2. İnsan Kaynakları 10
4.3. Fiziki Kaynaklar 10
4.4. Mali Kaynaklar 11
4.5. Stratejik Amaç, Hedef, Faaliyet ve Ölçütler 11
4.6. Stratejik Plan ve Bütçe. 13
V. Stratejik Plan İzleme ve Değerlendirme. 13
Giriş
Bankacılık Kanununun 88 inci maddesinde Kurumun stratejik planının, performans ölçütlerinin, amaç ve hedeflerinin Kurulca belirlenmesi, 91 inci maddesinde ise ana hizmet birimi olarak Strateji Geliştirme Dairesinin kurulması öngörülmüştür. Teşkilat Yönetmeliğinin 18 inci maddesine göre; Kurumun strateji, politika, amaç ve hedeflerinin belirlenmesine yönelik çalışmaların yapılması, strateji planının hazırlanması, uygulamanın izlenmesi, değerlendirilmesi, üst yönetime iyileştirici önerilerde bulunulması, ilerleme raporlarının düzenlenmesi ve bunların ilgililerle paylaşılması hususunda anılan Daire görevlendirilmiştir.
Stratejik planlama, Kurum misyonunun yerine getirilmesi için atılması gereken adımları belirlemekte, belirsizliği ortadan kaldırmakta ve yol gösterici olmaktadır. Planlama süreci, kuruluşun amaçlarının, hedeflerinin ve yöntemlerinin belirlenmesinden oluşmaktadır. Stratejik planlama sürecine en geniş katılımın sağlanması elde edilecek faydayı artıracaktır. Bu çerçevede hazırlanan Stratejik Plan, Kurumun içinde bulunduğu nokta ile ulaşmayı arzu ettiği durum arasındaki yolu tarif etmekte, hedefleri ve erişim yöntemlerini belirlemekte, uzun vadeli ve geleceğe dönük bakış açısı sunmakta, bütçenin ve kaynak tahsisinin öngörülen önceliklere göre yapılmasına rehberlik etmektedir.
Stratejik Plan, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından yayımlanan Kamu Kuruluşları İçin Stratejik Planlama Kılavuzu’nda belirtilen yöntemler dikkate alınarak ve Avrupa Birliği ile en iyi ülke uygulamaları ışığında hazırlanmıştır. Stratejik Planda öngörülen faaliyetler uzun süreli bir değişimin başlangıcını oluşturmaktadır. Bu itibarla, hazırlık süreci iki yıl sürmüştür. Mevcut faaliyetler ile gelecekteki faaliyet konuları incelenmiş, görüşler alınmış, toplantılar düzenlenmiş, tanıtımlarda bulunulmuş, müzakere edilmiş ve gerekli iyileştirmeler yapılmıştır. Stratejik Planda konular ve taraflar dengeli bir şekilde ele alınmış, başta kurumsal yönetim olmak üzere her konuda diyalog kapısı açık tutulmuştur. Bu çerçevede, ilgili tarafların tutum ve davranışlarında yeni finansal yapıya yönelim beklenmektedir.
Stratejik planlama çalışmalarına en geniş katılım sağlanmakta, Kurumun birimleri stratejik planlama sürecine dahil edilerek Kurum içi iletişim ve motivasyon güçlenmektedir. Bu çerçevede Stratejik Plan, Kurum kültürü oluşumuna, gelişimine ve güçlendirilmesine, kaynakların etkin kullanılmasına, şeffaflığa ve hesap verebilirliğe katkıda bulunacaktır.
Başkanın gözetiminde, Başkan Yardımcıları ve Daire Başkanları koordinasyonunda, ilgili birim ve taraflar ile personelin katkılarıyla Strateji Geliştirme Dairesi tarafından yürütülecek olan Stratejik Plan 15.06.2006 tarih ve 1907 sayılı Kurul Kararı ile yürürlüğe girmiştir. Stratejik Planda yapılacak değişiklikler planın onaylanmasına ilişkin sürece tabi olacaktır.
BDDK’nın misyonu; görev ve yetkileri çerçevesinde, finansal piyasalarda güven ve istikrarı sağlamak, finansal sisteme rekabet gücü kazandırıcı ortamı hazırlamak, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasını temin etmek, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerini korumak, denetime tabi kuruluşların piyasa disiplini içerisinde, sağlıklı, düzenli ve emin bir şekilde çalışmasına yönelik gerekli tedbirleri almaktır.
BDDK’nın vizyonu; finansal piyasalarda iyi düzenleme ve etkili denetimi, etkin risk yönetimini, uluslararası ölçekte rekabetçiliği ve etkinliği, Avrupa Birliğine yönelişi, yenilikçiliği, profesyonelliği ve mükemmelliği esas alan, güven duyulan ve organizasyonel uyumluluğa sahip dünya standartlarında bir idari otorite olmaktır.
BDDK, üstlendiği misyonu yerine getirmek ve vizyonunu gerçekleştirmek için gerekli düzenleyici ve denetleyici çerçeveyi oluşturacak, uygulayacak ve geliştirecektir. Bu kapsamda Kurumun gözeteceği temel değerler şunlardır:
Tarafsızlık, Kurumun faaliyet alanıyla ilgili tüm taraflara eşit mesafede yaklaşılması ve her türlü ayrımcılıktan uzak durulmasıdır.
Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik, Kurum faaliyetleri hakkında kamuoyunun düzenli olarak bilgilendirilmesi, kamusal değerlendirme ve denetime her zaman açık ve hazır olunmasıdır.
Etkinlik, düzenleme, denetleme ve kurumsal faaliyetlerin; fayda/maliyet yaklaşımı göz önünde tutularak yürütülmesi, sektörde yer alan kuruluşlar arasındaki rekabeti bozmaması için özen gösterilmesi ve nitelikli uzman personel ile yürütülmesidir.
Duyarlılık, finansal sistemdeki risklere hızlı ve etkili bir şekilde cevap verilmesi ve kurumun faaliyetleriyle ilgili kişi ve kuruluşların meşru taleplerinin zamanında ve etkin bir şekilde değerlendirilerek karşılanmasıdır.
Katılımcılık, düzenlemelerin oluşturulması ve uygulanması süreçlerinde ilgili tarafların görüşlerine önem verilmesidir.
İşbirliği, ilgili ulusal ve uluslararası kurum/kuruluşlarla yakın işbirliği ve dayanışma içinde çalışılmasıdır.
Profesyonellik, Kurumun hedeflerine ulaşmada kamu çıkarlarını gözetmesi, sorumluluğu üstlenmesi ve hesap verme mesuliyetini kabul etmesidir.
Tüketici Odaklı Hizmet Anlayışı, tüketicilerin finansal hizmetler konusunda bilinçlendirilmesi, gelen öneri ve şikayetler doğrultusunda düzenleme ve uygulamaların gözden geçirilmesidir.
Saygı, Kurumun faaliyet alanıyla ilgili tüm taraflara karşı saygılı, adil, anlayışlı ve ağırbaşlı davranılması, farklı düşünce ve görüşlere değer verilmesi ve sorumlulukların yerine getirilmesinde profesyonelce hareket edilmesidir.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), 23.06.1999 tarihinde yürürlüğe giren mülga 4389 Sayılı Bankalar Kanunu ile kurulmuş, Başkanı ve Kurul üyeleri 23.03.2000 tarihi itibarıyla atanmış, 31.08.2000 tarihinde faaliyete başlamıştır. 4672 sayılı Kanun gereği, Başkan dışındaki Kurul üyeleri 15.03.2001 tarihinde yenilenmiştir. Kurumun hizmet birimleri ile bunların görev, yetki ve sorumlulukları Bakanlar Kurulu tarafından 22.06.2000 tarihinde çıkarılan Teşkilat Yönetmeliği ile düzenlenmiştir. Ayrıca, Kurulun çalışma esas ve usûlleri, meslek ilkeleri, insan kaynakları, yarışma ve yeterlilik sınavları ile çalışma usûl ve esaslarına ilişkin düzenlemeler Kurul kararı ile çıkarılmıştır.
Mülga Kanun gereğince BDDK, Hazine Müsteşarlığının Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu ile Banka ve Kambiyo Genel Müdürlüğünün bankacılıkla ilgili birimleri ve Merkez Bankası Bankalar Gözetim Müdürlüğünün görev, yetki ve sorumluluklarını devralmıştır. Ayrıca, Merkez Bankası tarafından idare ve temsil olunan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) temsil ve idare yetkisi de BDDK’ya geçmiştir. Ancak, TMSF, 5020 sayılı yasa uyarınca 26.12.2003 tarihinde idarî ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişiliğini kazanmıştır.
Türk bankacılık sektörü 2001 yılından itibaren istikrarlı bir şekilde büyümüş, bireysel krediler ve KOBİ kredileri başta olmak üzere kredi hacmi artmış, milli gelir içindeki payı yükselmiş, takibe düşme oranı gerilemiş, bankacılıkta aracılık işlevi etkinleşmiş ve bu suretle ekonomideki olumlu gidişat desteklenmiştir.
Aynı süreçte mevduatın pasif içindeki ağırlıklı konumu devam etmiş, Türk Parasına(TP) yönelik güven artmış, döviz kurlarında gerileme yaşanmış, mevduatın kompozisyonu TP cinsinden artış göstermiş, ancak vade yapısında önemli bir değişiklik olmamış, sendikasyon ve seküritizasyon kredilerinde artış meydana gelmiştir.
Bilanço dışı işlemlerdeki artışa paralel olarak bankaların faiz dışı komisyon ve gelirleri artmış, piyasa faiz oranlarındaki gelişmelere ve bankaların faiz dışı işlemlerindeki artışlara bağlı olarak faiz ve faiz dışı gelirlerde artış gözlenmiş, bu durum, sektörün gelir/gider yapısını olumlu yönde etkilemiştir.
Türk bankacılık sistemine operasyonel açıdan bakıldığında sektörde (katılım bankaları dahil); 2000 yılında, 85 banka, 7.983 şube ve 174.730 personel ile faaliyet gösterilirken, yaşanan tasfiye, devir ve birleşmeler sonucunda, banka sayısı 2005 yılında 51’e, şube sayısı 6.568’e ve personel sayısı da 138.724’e gerilemiştir.
BDDK faaliyete geçtikten hemen sonra finansal piyasalarda Kasım 2000 ve Şubat 2001 olmak üzere iki önemli kriz yaşanmıştır. Kurum, krizleri önemli dönüşümler için bir fırsat olarak görmüş, Bankacılık Sektörü Yeniden Yapılandırma Programını hazırlamış ve 15 Mayıs 2001 tarihinde diğer kamu otoriteleri ve sektör temsilcileri ile yakın işbirliği içinde uygulamaya koymuştur.
Yeniden Yapılandırma Programı kapsamında; 4743 sayılı Mali Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 31.01.2002’de yürürlüğe girmiş, sektörün sermaye yapısı güçlendirilmiş ve İstanbul Yaklaşımı çerçevesinde reel sektörün malî kesime olan borçları yeniden yapılandırılmış, kamu ve TMSF bankalarının TCMB dışındaki kaynaklardan gecelik borçlanması sıfırlanmış, kamu bankalarının görev zararları tasfiye edilerek buna yol açan kanun ve kararnameler iptal edilmiş, sorunlu aktifleri çözümleyici yöntemler geliştirilmiş, yabancı para açık pozisyonları düşürülmüş, TMSF bankaları borçluları ile geri ödeme planları imzalanmıştır.
Ayrıca, sektöre yönelik düzenleme, denetim çerçevesini güçlendirecek, bankacılık sistemini daha etkin ve rekabetçi bir yapıya kavuşturacak, sektörün dayanıklılığını geliştirecek ve sektöre güveni kalıcı kılacak önemli düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Denetim çerçevesine yönelik düzenlemeler; sermaye yeterliliği, risk yönetimi, kredi ve iştirak sınırlamaları, kredi karşılıkları, uluslararası muhasebe standartlarına uyum, bağımsız denetim, devir ve birleşmeler ile yabancı ülke denetim organları ile işbirliği alanlarında yoğunlaşmıştır.
Bankalar Kanunu, beş yıl içerisinde dokuz kez değişikliğe uğramış, sistematik bozulmuş, alt düzenlemeleri taşıyamaz hale gelmiş, dünyada oluşan yeni finansal yapı, güven ortamı, finansal serbestleşme, finansal piyasalarda rekabet ortamının sağlanması, şemsiye denetim ve iyi yönetimin hâkim kılınması hususlarında yetersiz kalmış ve bu nedenle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Avrupa Birliği müktesebatı, uluslararası ilkeler ve standartlar ile uyumlu olan ve 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununda öngörülen temel amaçlar:
a) Finansal piyasaların etkin, düzenli ve şeffaf bir yapıya kavuşturulması,
b) Finansal hizmetlerden yararlanan bireysel müşterilerin haklarının gözetilmesi,
c) BDDK’nın kurumsal yapısının, görev ve sorumluluklarının piyasa ihtiyaçlarına duyarlı ve esnek bir yapıya kavuşturulması,
d) Bankaların, finansal holding şirketlerinin, finansal kiralama şirketlerinin, faktoring şirketlerinin, finansman şirketlerinin faaliyetlerinin düzenlenmesi ve denetlenmesi fonksiyonlarının BDDK bünyesinde toplanması,
e) Kanun kapsamındaki kuruluşların yönetim ve organizasyon yapılarının duyarlı, esnek ve diyalog tabanlı hale getirilmesi,
f) Kurumsal yönetim ilkeleri hayata geçirilerek iyi yönetimin hâkim kılınması,
g) Türk bankacılık sisteminin uluslararası piyasalarla bütünleştirilmesi,
h) Kurum içi ve Kurum dışı denetim ve gözetim unsurlarının bütünleştirilmesi,
i) Kuruluş ve faaliyet izinlerinin ihtiyatlı denetimin bir parçası hâline getirilmesi,
j) Finansal piyasaların değişen koşullarına cevap verebilecek yeterli esneklikte bir denetim ve gözetim sistemi ile düzenleme yapısının oluşturulması,
k) Finansal sistemin tarafları arasında şeffaflık ve eşitlik gibi genel ilkelerin gözetilmesi,
l) Finansal piyasalarda güven ve istikrarın yerleştirilmesi ve yaygınlaştırılması,
m) Finansal piyasalarda risk doğurucu gelişmelerin öngörülebilmesi,
n) Bankacılık sektöründe işlem ve aracılık maliyetlerinin azaltılması,
o) Kurumun strateji ve politikalarının finansal piyasalara ilişkin yol haritalarının izlerini taşıması ve
p) Kurumun ilgili merciler ile bilgi paylaşımının belirli esaslar üzerine inşa edilmesidir.
Kurum, bu Kanun ve ilgili diğer mevzuatın verdiği yetkiler çerçevesinde finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanması, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışması, mali sektörün gelişmesi, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması için;
a) Bankalar ve finansal holding şirketleri ile diğer kanunlarda ve ilgili mevzuatta yer alan hükümler saklı kalmak kaydıyla finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin; kuruluş ve faaliyetlerini, yönetim ve teşkilat yapısını, birleşme, bölünme, hisse değişimini ve tasfiyelerini düzenlemek, uygulamak, uygulanmasını sağlamak, uygulamayı izlemek ve denetlemek,
b) Yurt içi ve yurt dışı muadil kurumların katıldığı uluslararası malî, iktisadî ve mesleki teşekküllere üye olmak, görev alanına giren hususlarda yabancı ülkelerin yetkili mercileri ile mutabakat zaptı imzalamak,
c) Kanunla verilen diğer görevleri yapmak,
ile görevli ve yetkilidir.
İkinci yapısal dönüşümün altyapısını oluşturan Bankacılık Kanunu, finansal istikrarın sağlanması, sektörün geliştirilmesi, denetim, uygulama ve düzenleme çerçevesinin güçlendirilmesi, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması, kurumsal kabiliyetin güçlendirilmesi için önemli bir fırsat oluşturmakta, geleceğe dönük yeni bir finansal yapı öngörmektedir.
BDDK’nın sorumluluk alanları; birincil olarak Bankacılık Kanunu, Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu, yasalaşmaları halinde Banka Dışı Mali Kuruluşlar Kanunu, Konut Finansmanı Sistemi Hakkında Kanun, Mikro Finansman Kuruluşları Hakkında Kanun, ikincil olarak 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, yasalaşmaları halinde; Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar Hakkında Kanun, Kamu Yönetimi Temel Kanunu, Kamu Personeli Kanunu ve diğer kanunların ilgili hükümleri ile belirlenmiştir.
Bankacılık Kanunu öncesinde Hazine Müsteşarlığı tarafından yürütülen finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin düzenleme ve denetim yetkisinin 01.01.2006 tarihi itibarıyla BDDK’ya devredilmesi Kurumun görev, yetki ve sorumluluk alanını genişletmiş, konsolide denetimi kolaylaştırmış ve finansal piyasalarda bütünleşmeye yardımcı olmuştur.
Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Kurum mali yönetimine stratejik planlama esası getirilmiş, performans denetimi, iç kontrol ve iç denetim sistemlerinin oluşturulması öngörülmüş ve TBMM'nin kontrolü artmış, bu çerçevede şeffaflık ve hesap verebilirlik güçlendirilmiştir.
Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu, sisteme ilişkin sorumlulukların belirginleşmesi ve etkinliğin sağlanması, kayıt dışı ekonominin kontrol altına alınması itibarıyla avantaj ve fırsatlar sunmaktadır.
Banka Dışı Mali Kuruluşlar Hakkında Kanun Tasarısı, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri bakımından; haksız rekabeti engellemesi, finansal bütünleşmeyi sağlaması, sektörleri geliştirmesi, düzenlemelerde yeknesaklığı temin etmesi bakımından yeni fırsatlar oluşturacaktır.
Kurumun başlıca ilgili taraflarını aşağıdakiler oluşturmaktadır:
(a) Denetime tabi kuruluşlar; bankalar, finansal holding şirketleri, varlık yönetim şirketleri, finansal kiralama şirketleri, faktoring şirketleri, finansman şirketleri, bankalarda denetim yapan bağımsız denetim kuruluşları, derecelendirme, değerleme ve destek hizmeti kuruluşları, bunların nitelikli paya sahip ortakları ve mensupları, takas ve saklama sistemi kuruluşları ile bankalararası kart merkezi, kredi kayıt büroları,
(b) Meslek birlikleri ve dernekleri; Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Katılım Bankaları Birliği, Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği, Finansal Kiralama Derneği, Faktoring Derneği, Tüketici Finansman Şirketleri Derneği, Bağımsız Denetim Derneği, Türkiye Banka Çalışanları Derneği, Türkiye İç Denetim Enstitüsü, Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği, Risk Yöneticileri Derneği,
(c) Denetlenen kuruluşların müşterileri veya bunların birlik ve dernekleri, ilgili sivil toplum kuruluşları,
(d) Yakın işbirliği içinde bulunulan yurt içi kurum ve kuruluşlar; Hazine Müsteşarlığı, Devlet Planlama Teşkilatı, Merkez Bankası, Sermaye Piyasası Kurulu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, Rekabet Kurumu, İstanbul Altın Borsası, Menkul Kıymetler Borsaları, Vadeli İşlemler ve Opsiyon Borsaları, Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği, Türkiye İstatistik Kurumu, Mali Suçlar Araştırma Kurulu,
(e) İlgili kamu kurum ve kuruluşları; TBMM, Bakanlar Kurulu, Başbakanlık, İlişkili Bakan, Maliye Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, yasalarda öngörülen diğer ilgili kamu kurumları,
(f) Yakın işbirliği içinde bulunulan yurt dışı kuruluşlar; Avrupa Birliği, Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası, Uluslararası Ödemeler Bankası, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı, mutabakat zaptı imzalanan ülkelerin muadil otoriteleri,
(g) Kurum personeli,
(h) Kurumun dış denetimini yapan kurumlar; Sayıştay, Kurulca uygun görülmesi halinde bağımsız denetim kuruluşları,
(i) İlgili mahkemeler,
(j) İlgili akademik çevre ve basın-yayın kuruluşları.
İlgili tarafların memnuniyetinin değerlendirilmesi bakımından anketler düzenlenmesi güçlü bir yönü yansıtmakla beraber, bu anketlerin daha geniş ilgili taraf kitlesine yayılmamış olması eksiklik olarak değerlendirilmektedir. İlgili tarafların daha detaylı bir biçimde belirlenmesi ve bunlara yönelik anketlerin düzenlenmesi avantaj olacaktır. Bu çerçevede, daha önceki yıllarda ilgili tarafların memnuniyeti için yapılan ölçümler geliştirilerek sürdürülecektir.
Uluslararası finans piyasalarında yaşanan yapısal değişim sürecinde, özellikle bilişim ve iletişim teknolojilerinin sunduğu ölçek ve kapsam ekonomilerinden yararlanmak amacıyla bankacılık, sigortacılık ve menkul kıymet alım ve satımı gibi finansal hizmet türlerinin aynı örgütlenme çatısı altında sunulduğu finansal holding şirketleri dünya ekonomisinde önem kazanmıştır.
Ulusal ve küresel ekonomik gelişmeler finansal piyasaları doğrudan etkilemektedir. Finansal istikrar ve buna bağlı olarak makroekonomik belirsizliklerin büyük ölçüde azalması sermaye akımı için stratejik bir avantaj oluşturmaktadır.
Özellikle Türkiye ekonomisinin 1980 yılında başlayan dışa açılma döneminden sonra yaşadığı belirsizlikler ve sık görülen krizler bankacılık sektörünün yaşadığı sorunları beraberinde getirmiştir. Sağlıklı ve güçlü bir bankacılık sistemi için ekonomideki olumlu gelişmeler ve istikrar fırsat, olumsuz gelişmeler ise risk oluşturmaktadır.
Kriz döneminin ardından siyasi istikrar, ekonomik programın uygulanmasındaki kararlılık ve AB üyeliğine ilişkin önemli adımların atılmasının da olumlu etkisiyle ekonomik büyüme hedeflerin üzerinde gerçekleşmiş, nominal ve reel faiz oranları gerilemiş, enflasyon oranı düşük seviyelere inmiş ve Türk Lirasına olan güven artmıştır. Bu gelişmeler paralelinde uluslararası derecelendirme şirketleri, Türkiye’nin ve şirketlerin kredi notunu yükseltmiştir.
Türkiye ekonomisi, faiz hadlerindeki ve cari açıktaki yükseklikten kaynaklanan risklere maruzdur. İşsizlik ve gelir dağılımı konularında yeterli gelişme henüz sağlanamamıştır. Kamu borcunun büyüklüğü, vade yapısı ve kompozisyonuna yönelik kaydedilen gelişmeler olumlu olmakla birlikte, bu gelişmelerin fırsata dönüştürülebilmesi için daha fazla ilerlemeye ihtiyaç duyulmaktadır.
Potansiyel risklerle birlikte, kararlı ve tutarlı bir yönetim ile istikrarlı bir makroekonomik ortam sağlanabileceği, neticede mikro düzeyde ekonomik birimlerin gelir düzeylerinde iyileşmeler olacağı düşünülmektedir.
Son yıllarda Türkiye ekonomisinde yaşanan olumlu gelişmeler önemli fırsatlar sunmaktadır. Özellikle ekonomik faaliyetlerdeki canlanma, döviz kuru, enflasyon ve faiz oranlarında görülen düşüş, bankaların esas fonksiyonu olan aracılık işlemini daha verimli bir şekilde yerine getirmesini sağlamış, reel sektöre sağlanan kredilerin miktarı artmış ve vadeleri uzamıştır. Olumlu ekonomik ortamın devam etmesi sonucu kamu kesiminin borçlanma ihtiyacının gerilemesi halinde, orta vadede banka aktiflerindeki menkul kıymet ağırlığının azalacağı beklenmektedir.
Avrupa Birliğine giriş müzakerelerinin başlamasının Türk ekonomisi üzerine yapacağı olumlu etki de Türk bankacılık sektörü için bir fırsat olarak değerlendirilmektedir.
Ulusal ekonomideki gelişmelerin yanı sıra diğer ekonomilerdeki gelişmeler de küreselleşmenin etkisiyle gittikçe daha önemli bir faktör olarak öne çıkmaktadır. Uluslararası finansal piyasalarda uzun dönemde yaşanan olumlu gelişmeler fırsat, ancak yakın dönemde bu piyasalarda yaşanan dalgalanmalar, jeopolitik riskler ve petrol fiyatlarındaki belirsizlik ise tehdit unsurları olarak algılanmaktadır.
Bilgi teknolojilerindeki gelişmeler ve küreselleşmenin, finansal piyasalar açısından tehdit ve fırsatların iyi anlaşılması, bu çerçevede personelin gerekli yeterliliğe kavuşturulması, gelecekte ulaşılacak başarı açısından kritik öneme sahiptir.
Uluslararası ticaretin ve finansal faaliyetlerin artması ve buna bağlı olarak rekabetin hızlanması sonucu bankalarımızın uluslararası alanda rekabet edebilmek için ürün çeşitliliğini arttırmaları ve banka birleşmelerine gitmeleri beklenmektedir. Finansal ürünlerde çeşitliliğin artması ile yeni ürünlerin getirebileceği risklerin anlaşılmasında ve bunlara zamanında müdahale edilmesinde karşılaşabilecek zorluklar olduğu kabul edilmektedir. Perakende bankacılık alanında çalışan bankaların birleşmelerinde ise kültür, ürün/hizmet ve bilgi teknolojilerinin bütünleşmesinde önemli zorluklar görülebilecek, ayrıca şube tasfiyeleri sosyal, politik ve imaj problemlerine yol açabilecektir.
Yeni Sermaye Uzlaşısı Basel-II, G-10 ve AB ülkeleri ile bazı gelişmekte olan ülkelerde 2007 yılı sonunda uygulamaya konulacaktır. G-10 ülkeleri için tasarlanmış olan uzlaşının, ülkemiz ve gelişmekte olan ülkelerde uygulanması bazı maliyetleri barındırmakla birlikte, uygulanmaması finansal istikrar konusunda değerlendirilebilecek önemli bir fırsatın kaçırılması sonucunu doğurabilecektir.
Uzlaşının, ülke riski ve krediyi kullanan tarafın riskine bağlı olarak sermaye gereksinimini ve kredi maliyetlerini değiştirmesi muhtemeldir. Maliyet artışı, düşük kredi derecelendirme notuna sahip taraflarda daha yüksek olabilecektir. Ayrıca, özellikle yapısal ve kurumsal düzenlemelere uyumda güçlük çeken küçük ve orta ölçekli işletmelerin kredi kullanma maliyetlerinde artışlar olabilecektir. Bu nedenle, uygulamadan bağımsız olarak Uzlaşıya ilişkin hazırlıklar yapılması önem taşımaktadır. Bu durum BDDK için hem bir fırsat hem de risk olarak değerlendirilmektedir.
BDDK, Basel-II uygulamasının üzerinde önemle durmuş, yol haritasını hazırlamış ve kamuya açıklamıştır. Bu çerçevede, BDDK yetkilileri ile bankaların risk yönetiminden sorumlu üst düzey yöneticilerinin katılımıyla Basel-II Yönlendirme Komitesi tesis edilmiştir. Basel-II’ye ilişkin hususlarda eşgüdüm sağlamak ve istişari nitelikte kararlar almak üzere Hazine Müsteşarlığı, TCMB ve SPK’nın katılımıyla BDDK koordinasyonunda faaliyet gösteren Basel-II Koordinasyon Komitesi ihdas edilmiştir. Ayrıca BDDK bünyesindeki birimlerin katılımıyla Basel-II Proje Komitesi tesis edilmiştir.
Basel-I’in gelişmekte olan ülkelerin bankalarının aşırı risk alma eğilimlerini engellememesine karşın, Basel-II’nin böyle bir etki yaratacağı ve bankaların portföy belirlemeye yönelik davranışlarında yasal sermaye yükümlülüklerini, dolayısıyla risk profilini daha fazla dikkate alacakları öngörülmektedir. Bu çerçevede, genel itibarıyla Basel-II ile birlikte perakende krediler ve iyi derecelendirme notuna sahip şirketlere verilen krediler mevcut duruma göre avantajlı konuma gelirken, gelişmekte olan ülke menkul kıymetleri ile derecelendirme notu düşük banka ve şirketlere verilen kredilerin mevcut duruma göre dezavantajlı konuma gelmesi beklenmektedir.
Basel-II’nin bankaların organizasyon, bilgi işlem altyapısı ve risk yönetimi süreçlerinde önemli değişikliklere sebep olması beklenmektedir. Bu anlamda kredi ve operasyonel risk ölçümleri için gerekli verilerin saklanması amacıyla bilgi işlem altyapısında iyileştirmeler yapılması ve Basel-II’de yer alan hususların dahil olacağı bir kurumsal yönetim yapısının ve kurum kültürünün oluşturulması gereklidir.
Basel-II, birden fazla alternatif yöntem içermekte ve bu yöntemler aynı durum için farklı sonuçlar üretebilmektedir. Bu nedenle, bankalar arasında rekabetçi eşitliğin korunması önem taşımaktadır. Basel-II’nin BDDK üzerindeki muhtemel etkileri açısından aşağıdaki hususlar önem arz etmektedir:
(a) Basel-II, tüm denetim otoritelerinde önemli bir ihtisaslaşmış insan kaynağı ve teknik kapasite gereksinimi doğurmaktadır. Bu kapsamda konuya yönelik eğitim ihtiyacı ve çeşitli yazılımların kullanılması gereksiniminin ortaya çıkması beklenmektedir.
(b) Basel-II’nin 2 nci yapısal bloğunu oluşturan denetim otoritesinin banka sermaye yeterliliğini gözden geçirmesi sürecine ilişkin teknik detayların belirlenmesi, makul bir tarih aralığı içerisinde planlanması gereken önemli bir husustur.
(c) Basel-II ile birlikte önemi artacak bir diğer husus konsolide denetimdir. Özellikle yabancı banka iştirakleri ve şubelerinin denetimine yönelik politikalar önem arz etmektedir.
(d) Basel-II’nin diğer düzenlemelere de çeşitli etkileri olacaktır. Bu anlamda özellikle muhasebe, karşılıklar, iç denetim ve risk yönetim sistemleri ile bankaların bilgi işlem altyapılarına yönelik düzenlemeler üzerinde çeşitli çalışmaların yapılması gereklidir.
(e) Basel-II’ye yönelik süreçte, BDDK belirli alanlarda öncülük rolünü de üstlenmek durumundadır. Bu kapsamda, Basel-II Koordinasyon ve Yönlendirme Komiteleri ve bu komitelere bağlı alt komitelerin çalışmaları önem arz etmektedir
(f) Basel-II’ye yönelik stratejilerin belirlenmesinde AB alanında konuya yönelik uygulanan politikaların yakından takip edilmesi ve ülkemizdeki diğer kurum ve kuruluşların görüşlerinin de alınması gereklidir.
Basel-II, birçok ülkede henüz öğrenme ve değerlendirme aşamasındadır. Bu itibarla, uygulanma tarihi, maliyeti ve veri eksikliği konuları önemli problemler olarak ortaya çıkmaktadır.
Türkiye’nin AB'ye katılım sürecinde gelinen aşama BDDK ve ekonomi açısından önemli bir fırsat oluşturmakta, mevzuat çalışmaları yapılırken AB düzenlemelerinin temel alınması, bu konudaki uyumu güçlendirmektedir.
Avrupa Komisyonunun Türkiye 2005 ilerleme raporunda olumlu gelişmeler olarak;
· Bankacılık sisteminde önemli gelişmeler kaydedildiği,
· Şeffaflığı arttıran ve bankalara bilgi verme zorunluluğu getiren yeni Bankacılık Kanununun kabul edildiği,
· Kurumun denetim kapasitesinin güçlendirildiği,
· Finansal raporlama standartları, risk yönetimi, iç kontrol, batık krediler ve sermaye yeterlilik oranı gibi konularda uluslararası standartlara uygun düzenlemeler yapıldığı,
· Yurt dışındaki off-shore banka şubeleri ve bağlı şirketleri denetleyici faaliyetlerin artırıldığı
vurgulanmaktadır. Diğer taraftan, denetleyici kurumlar arasındaki işbirliğinin halen düşük düzeyde olduğu, BDDK’nın idarî ve kurumsal kapasitesinin daha da arttırılması gerektiği konuları belirtilmektedir.
Türk finans sektörü olumlu gelişme göstermesine rağmen, AB üyesi ülkelerin bankacılık sektörleri ile karşılaştırıldığında halen aktif büyüklüğünün bu ülkelerin gerisinde kaldığı görülmektedir. AB’ye katılımla birlikte yabancı bankaların sisteme girişlerinde artış beklenmektedir. Bu durumun, sektörde etkinlik, rekabet ve kaynak dağılımını olumlu etkilemesi, modern banka teknolojisinin kullanımında artış, uluslararası piyasalara erişimin kolaylaşması, denetim uygulamalarının gelişmesi gibi olumlu katkılar dolayısıyla bir fırsat olarak değerlendirilmektedir. Türk bankaları, Avrupa pazarında rekabet edebilmek için alan ve ölçek ekonomilerinden yararlanma yoluna gidebileceklerdir.
Kurum, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu ile Başkanlıktan oluşmaktadır. Kurul, Kurumun karar organı olup; Başkan ve ikinci başkan dahil yedi üyeden müteşekkildir. Kurulun başkanı Kurumun da başkanıdır. Üyeler, yüksek öğrenim sonrası en az on yıl deneyim sahibi olan kişiler arasından Bakanlar Kurulunca atanır. Üyelerden en az birinin hukuk fakültesi mezunu, birinin ise Kurumda başkan yardımcısı, anahizmet birimi yöneticisi veya meslek personeli olarak çalışmış olması şarttır. Kurul Başkan ve üyelerinin görev süresi altı yıl olup, süreleri dolmadan herhangi bir nedenle görevlerine son verilemez.
Kurul üyeleri için öngörülen şartları haiz başkan yardımcıları ve daire başkanları Kurul kararı ile atanmaktadır.
2005/9859 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenen Teşkilat Yönetmeliği 1.1.2006 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Buna göre Başkanlık; Başkan, üç Başkan Yardımcısı, Başkanlık müşavirleri ve hizmet birimlerinden oluşur. Kurumun hizmet birimleri, daire başkanlıkları şeklinde teşkilatlanmış ana hizmet, danışma ve yardımcı hizmet birimleri olmak üzere 10 daireden oluşmaktadır. Yeni yapılanma, Kurumun görevlerini daha etkili ve etkin bir şekilde yerine getirmesi için bir fırsat olarak değerlendirilmektedir.
Bankacılık Kanununun 92 nci maddesine göre, Kurumun görev ve hizmetleri bankalar yeminli murakıpları ve yardımcıları, bankacılık uzman ve yardımcıları, hukuk uzman ve yardımcıları ile bilişim uzman ve yardımcılarından oluşan meslek personeli ve idarî personel eliyle yürütülür. Başkan yardımcıları, daire başkanları, müdürler, başkanlık müşavirleri ve meslek personeli, kadro karşılığı sözleşmeli statüde istihdam edilir. Kadro karşılığı sözleşmeliler, ücret, mali ve sosyal haklar dışında, diğer personel ise her türlü hak ve yükümlülükler yönünden 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tâbidir. İstihdam edilecek personelin nitelikleri Kurul tarafından belirlenir.
2005 yılsonu itibarıyla Kurumda toplam 443 personel çalışmakta olup; bunların yüzde 65’i meslek personeli grubu pozisyonunda istihdam edilmektedir. Personelin 328’i lisans, 61’i yüksek lisans, 9’u doktora derecesine sahiptir.
Kurum, görev ve yetkilerini etkin bir şekilde yerine getirmek amacıyla yeterli sayı ve nitelikte personel istihdam etmektedir. Bu çerçevede, genç istihdam yapısı, yüksek motivasyon ve isteklilik düzeyi ile Kuruma dinamizm katmaktadır. Kurumun eğitim politikası kapsamında, personelin iş, bireysel gelişim çalışmalarında bulunması, belirlenen kariyer planlaması çerçevesinde Kurum içi ve Kurum dışı eğitim programlarına katılması, gerekli ihtisaslaşmanın sağlanması, verimliliğin yükseltilmesi, performansın arttırılması ve çalışanların motivasyonunun yükseltilmesi suretiyle Kuruma önemli bir avantaj sağlamaktadır.
Kurum faaliyetlerinin etkinliği ve personelin üretkenliği bakımından, ihtiyaçlara uygun bir binanın temin edilememesi ve ergonomik açıdan uygun ortamın sağlanamamış olması dezavantaj oluşturmaktadır.
Kurumun teknolojik alt yapısı en güçlü yanlarından birini oluşturmaktadır. Bankacılık sektörüne ilişkin güncel verilerin toplandığı bir sistemin varlığı bunu desteklemektedir. Mevcut teknolojinin daha da iyileştirilmesine yönelik çalışmalarda önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Kurumun uzaktan gözetim işlevinin yürütülebilmesi için, kurumsal kaynaklar kullanılarak "Bankalar Raporlama Sistemi" (BRS) oluşturulmuştur. Kurum personeline taşınabilir kişisel bilgisayarlar temin edilmiş, bilgilere uzaktan erişim sağlanmış, güvenlik prosedürleri güçlendirilerek esnek ve güvenilir bilgi sistemleri altyapısı oluşturulmuştur.
Banka grupları bazında ayrıntılı mali bilgiler içeren ve haftalık olarak yayımlanmakta olan Haftalık Bülten, interaktif ve analize elverişli olacak şekilde geliştirilerek “BDDK e-bülten”i şeklinde internet aracılığıyla tüm kamuoyunun kullanımına sunulmuş, sektöre ilişkin bilgilere en kısa zamanda ve kolaylıkla erişim imkanı yaratılmıştır.
Bankaların piyasa koşullarındaki değişiklikler karşısındaki kırılganlığını ve bankanın karşılaşabileceği risklere karşı potansiyel dayanıklılığını ölçmek için stres testi uygulamasına başlanılmış ve geliştirilmesine dair çalışmalarda nihai aşamaya gelinmiştir. Ayrıca, “Banka Finansal Performans Analiz Raporu – BAFPER” adı altında geliştirilen program ile banka bazında mali analiz yapan Kurum içi kullanıcılar için bankaların mali bünyelerini ve idarî yapılarını izlemek amacıyla üçer aylık dönemler halinde hazırlanan raporlar, veri tabanından otomatik olarak üretilmektedir.
Bankacılık Kanununun 101 inci maddesinde; Kurumun gelirlerinin, giderlerini karşılayacağı, Kurum bütçesinin 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümlerinde belirlenen usûl ve esaslara göre hazırlanıp, kabul edileceği, Kurumun bütçe yılının, takvim yılı olacağı, giderlerinin, bankalar, finansal kiralama şirketleri, faktoring şirketleri ve finansman şirketlerince bütçenin yürürlüğe girmesinden önce katılma payı adı altında Kuruma yapılacak ödemelerle karşılanacağı ve giderlere katılma payı olarak tahsil olunacak tutarın, söz konusu kuruluşların bir önceki yıl sonu bilanço toplamlarının onbinde üçünü geçemeyeceği belirlenmiştir.
Kurumun kendisine tahsis edilen mali kaynakları görev ve yetkilerinin gerektirdiği ölçüde, kendi bütçesinde belirlenen usûl ve esaslar dâhilinde serbestçe kullanması öngörülmüştür. Kurumun yeterli mali kaynağa sahip olması ve bunun dayanağını Kanundan alması hususu en güçlü yönlerinden biridir.
Bankalardan (katılım bankaları dahil) alınan giderlere katılma payı 2003 yılında 29.211 bin YTL, 2004 yılında 64.955 bin YTL, 2005 yılında 74.994 bin YTL olarak gerçekleşmiştir.
BDDK’nın Misyon ve Vizyonunun gerçekleştirilmesine yönelik beş stratejik amaç belirlenmiştir. Her bir stratejik amacın başarılması için kendine mahsus uyumlu hedefler oluşturulmuştur. Ayrıca, bu Planı müteakiben sözkonusu hedeflere yönelik faaliyet ve performans ölçütleri belirlenecektir.
BDDK’nın 2006-2008 yılını kapsayan stratejik amaç ve hedefleri aşağıda sunulmaktadır:
STRATEJİK AMAÇ VE HEDEFLER
AMAÇLAR | HEDEFLER |
1. Güvenli, istikrarlı, etkin ve rekabetçi bir finansal piyasa | 1.1 Finansal piyasalarda güven ve istikrarın güçlendirilmesi, daha sağlıklı bir ortamın oluşturulması |
1.2 Finansal piyasalarda etkinlik ve rekabetin geliştirilmesi |
2. Etkili ve etkin denetim sistemi | 2.1 Düzenli ve emin bir şekilde çalışan bankacılık sistemi için risk odaklı yaklaşım ile denetim sisteminin güçlendirilmesi |
2.2 İzin işlemleri ile denetim sonuçlarının düzenli ve emin bir şekilde çalışan bankacılık sistemi ile tutarlı ve ölçülü uygulanması |
2.3 Sermaye Gerekliliği Direktifi/Basel-II’ye dair hazırlıkların etkin şekilde sürdürülmesi |
3. Esnek düzenleyici çerçeve | 3.1 Kanunda öngörülen düzenlemelerin ilgili tarafların da görüşleri alınarak hazırlanması |
4. Müşteri haklarına yönelik şeffaf, adil ve teşvik edici uygulamalar | 4.1 Müşterilerin bilinçlendirilmesi, hak ve menfaatlerinin gözetilmesi, koruyucu uygulamaların geliştirilmesi |
4.2 Tüketici ihbar ve şikayetlerinin çözümlenmesi |
5. Yeterli ve etkili kurumsal yönetim | 5.1 Faaliyetlerin profesyonel, açık ve etkin bir biçimde gerçekleştirilmesi |
5.2 Kamunun aydınlatılmasına ilişkin etkinliğin arttırılması |
5.3 Etkin ve verimli çalışan yüksek nitelikli personel istihdam edilmesi ve yetiştirilmesi |
5.4 Fiziki ve mali kaynakların yönetiminin kurumsal kapasiteyi artıracak şekilde etkinleştirilmesi |
5.5 Kurumsal kabiliyeti geliştirecek projelerin hazırlanması ve uygulanması |
Kurumun mali kaynaklarının yönetiminin kurumsal kapasiteyi arttıracak şekilde geliştirilmesi önem taşımaktadır. Bankacılık Kanununun 101 inci maddesi gereğince, Kurum bütçesi hazırlanırken bütçenin; Kalkınma Planları ile ilişkilendirilerek stratejik plana ve yıllık hedeflere göre hazırlanması, stratejik planda öngörülen öncelikler çerçevesinde sağlıklı kararların alınabilmesi için gerekli finansman desteğinin sağlanması, Kurum içi risk yönetim sistemi sonuçları ile kaynak dağılımının bağlantısının güçlendirilmesi, mali kaynakların stratejik öncelikler ile uyumlaştırılması hususları dikkate alınacaktır.
2006 yılı için, bankalardan Kurumun giderlerine katılma payı olarak tahsil edilecek tutar bilanço toplamlarının onbinde ikibuçuğu (2,5/10.000) olarak belirlenmiştir. Bu çerçevede, bankalar tarafından yapılacak ödemeler 78 milyon YTL, Kurum fonlarının değerlendirilmesinden beklenen gelirler 7 milyon YTL ve diğer çeşitli gelirler olarak elde edilmesi beklenen gelirler 65 bin YTL olmak üzere toplam gelir 85,5 milyon YTL olarak tahmin edilmiştir. Kurum gelir ve giderleri arasında fark öngörülmemiş, Kurum bütçesi 2007 yılı için 89,4 milyon YTL, 2008 yılı için ise 92,9 milyon YTL olarak planlanmıştır.
Kurum Stratejik Planında ortaya konulan ve 2006-2008 dönemine yönelik hedeflere ilişkin gerçekleşmeler sistematik olarak takip edilecek ve raporlanacaktır. Değerlendirmede ise, uygulama sonuçlarının stratejik amaç ve hedeflere kıyasla ölçülmesi ve bunların tutarlılık ve uygunluğunun analizi yapılacaktır.
Stratejik planlama sürecinde, izleme ve değerlendirme faaliyetleri sonucunda elde edilen bilgiler kullanılarak, geri bildirim işlemi gerçekleştirilecektir. Faaliyet gerçekleşmeleri, zamanlama ve hedeflere uygunluk bakımından incelendikten sonra: (a) Kurum kapasitesinde veya faaliyetlerin gerçekleştirildiği ortamda temel değişiklikler yoksa; (b) stratejiler ve faaliyetler planlandığı şekilde gerçekleşiyorsa; (c) stratejik amaçlar ve hedeflere ulaşma yolunda ilerleme beklentileri uygunsa, Plan teyit edilmiş olacak ve uygulama devam edecektir. Ancak, bu hususlarda değişiklik olduğu, beklenmeyen veya arzu edilmeyen sonuçlar ortaya çıktığı takdirde, Plan gözden geçirilecek ve yeniden değerlendirilerek güncellenmiş şekliyle uygulanmaya devam edilecektir. İzleme ve değerlendirme faaliyetlerinin etkili olarak gerçekleştirilebilmesi, uygulama aşamasına geçmeden önce Stratejik Planda ortaya konulan hedeflerin somut ve ölçülebilir göstergelerle ilişkilendirilmesi sağlanır. İzleme ve değerlendirme süreci kurumsal öğrenmeyi ve sürekli iyileştirmeyi sağlayacak, ayrıca, hesap verebilirlilik ve şeffaflık ilkelerine katkıda bulunacaktır.