Sınav Salonu Kamu Kurumları Ders Notları Haberler Anketler Kitap - Yayınevi Forumlar İlanlar Dosya İndir Araçlar İletişim Tarihçe

Kullanıcı

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ

Üniversite Türü : Devlet Üniversitesi

Kuruluş Tarihi : 30 Mayıs 1453

Rektör : Prof. Dr. Mesut Parlak

Telefon : 0 212 440 00 00

Faks : 0212 440 00 58

Internet : www.istanbul.edu.tr

E-mail : webmaster@istanbul.edu.tr

Adres : İstanbul Üniversitesi Merkez Kampüsü,

           34452 Beyazıt İSTANBUL

Öğrenim Dili : Türkçe, İngilizce

Birimlerin Dağılımı :

Fakülteler

İstanbul Tıp Fakültesi

Hukuk Fakültesi

Edebiyat Fakültesi

Fen Fakültesi

İktisat Fakültesi

Orman Fakültesi

Eczacılık Fakültesi

Diş Hekimliği Fakültesi

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

Mühendislik Fakültesi

İşletme Fakültesi

Veteriner Fakültesi

Siyasal Bilgiler Fakültesi

İletişim Fakültesi

Su Ürünleri Fakültesi

İlahiyat Fakültesi

Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi

Yüksekokullar

Adalet Meslek YO

Bakırköy Sağlık YO

Beden Eğitimi ve Spor YO

Florence Nightingale Hemşirelik YO

Devlet Konservatuarı

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon YO

Ormancılık Meslek YO

Sağlık Hizmetleri Meslek YO

Sapanca Su Ürünleri Meslek YO

Sosyal Bilimler Meslek YO

Teknik Bilimler Meslek YO

Ulaştırma ve Lojistik YO

Veteriner Fakültesi Meslek YO

Enstitüler

Adli Tıp Enstitüsü

Akciğer Hastalıkları ve Tüberküloz E.

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi E.

Avrasya Arkeoloji Enstitüsü

Çocuk Sağlığı Enstitüsü

Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü

Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği E.

Fen Bilimleri Enstitüsü

İşletme İktisadı Enstitüsü

Kardiyoloji Enstitüsü

Nörolojik Bilimler Enstitüsü

Onkoloji Enstitüsü

Sağlık Bilimleri Enstitüsü

Sosyal Bilimler Enstitüsü

Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü

Bölümler

Beden Eğitimi ve Spor Bölümü

Enformatik Bölümü

Güzel Sanatlar Bölümü

Türk Dili Bölümü

Yabancı Diller Bölümü

Merkezler

Avrupa Hukuku Araştırma ve Uygulama Merkezi

Avrupa Topluluğu Araştırma ve Uygulama Merkezi

Bankacılık Araştırma Merkezi

Behçet Hastalıkları Uygulama ve Araştırma Merkezi

Bilgisayar Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi

Biyoteknoloji ve Genetik Mühendisliği Araştırma ve Uygulama Merkezi

Cerrahpaşa Tip Fak. Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi

Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi

Dericilik Araştırma Geliştirme Eğitim Merkezi

Doğal Zenginlikleri Araştırma ve Uygulama Merkezi

Geleneksel İlaçlar Araştırma ve Uygulama Merkezi

Gözlemevi Araştırma ve Uygulama Merkezi

Hepatopankreatobilier Araştırma ve Uygulama Merkezi

İleri Analizler Laboratuvarı

İnsan Hakları Hukuku Araştırma ve Uygulama Merkezi

İstanbul Tıp Fak. Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi

İstanbul Üniversitesi Dil Merkezi

Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi

Kimsesiz Çocukları Araştırma ve Uygulama Merkezi

Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Münasebetler Araştırma ve Uygulama Merkezi

Moleküler Onkoloji ve Hem. Araştırma ve Uygulama Merkezi

Özürlüler Araştırma ve Uygulama Merkezi

Prental Tanı Araştırma ve Uygulama Merkezi

Stratejik Araştırma ve Uygulama Merkezi

Sürekli Tıp Araştırma ve Uygulama Merkezi(İSTEM)

Toplum Hekimliği Araştırma ve Uygulama Merkezi

Veterinerlik Uygulama Merkezi

Öğrenci Sayısı : 54565

Akademik Personel : 5036

Bu Yıl Alınacak

Öğrenci Sayısı : (belli değil)

Barınma :

Üniversitenin kampusu içinde 1500 kapasitelik yurt imkanı bulunuyor.

Burs :

Yardıma muhtaç ve başarılı öğrencilere burs veriliyor. Kültür ve Sanat Bursu da bulunuyor.

Genel Bilgi :

İstanbul Üniversitesi ülkemizin en köklü ve en büyük yüksek öğretim kurumu olarak 550 yıllık bir tarihi geçmişe sahip. Üniversite, 17 fakülte, 12 yüksek okul, 13 enstitü ve 30'u aşkın Araştırma Merkezi'yle yaklaşık 55 bin öğrenciye lisans ve lisansüstü eğitim veren bir bilim yuvası. Üniversitede toplam 81 ülkeden, bin 620 yabancı uyruklu öğrenci de eğitim görüyor. Üniversitenin çeşitli fakültelerinde yan dal ve çift anadal uygulaması ile öğrencinin üniversiteye giriş puanı dikkate alınmaksızın istediği ve başarılı olabileceği programlara devamı ve diploma alması sağlanıyor. Yan dal uygulamasında ise öğrenciye ikinci bir uzmanlık alanı olduğunu kanıtlayacak şekilde sertifika veriliyor. Avrupa, Amerika ve Asya kıtalarından üniversitelerle karşılıklı öğrenci değişimi yapılıyor. u yıl Almanya'nın Köln , Bonn, Bochum ve Ruhr Üniversiteleri başta olmak üzere çeşitli yabancı üniversiteyle yapılan anlaşmalarla lisans ve lisansüstü eğitimde çift diploma uygulaması başlatılıyor. Üniversite İstanbul'un çeşitli yerleşim yerlerine yayılmış durumda. Beyazıt, Laleli, Saraçhane ve Vezneciler'de rektörlük ile üniversitenin çeşitli fakülte ve yüksek okulları bulunuyor. İki büyük kampusu ise kente yaklaşık 25km. uzaklıktaki Avcılar ve Bahçeköy'de.

TARİHÇE

Bizans ve Osmanlı geleneklerinin birlikte incelenebileceği görüşünde olan Alman hukuk tarihçisi Richard Honig, İstanbul Üniversitesi tarihinin 1 Mart 1321'e kadar uzandığını ifade etmektedir. Bugünkü Merkez Bina'nın bulunduğu tepede kurulan, Roma üniversiteleriyle eşdeğer olan, tıp, hukuk, felsefe ve edebiyat fakültelerinden oluşan bu üniversite, aslında İstanbul'da üniversite eğitiminin başlangıcı sayılmaktadır.

Türk araştırmacılar ise İstanbul Üniversitesi'nin köklerini 1453'e götürmektedir. Gerçekten, fetihin ertesi günü 30 Mayıs 1453'te Ayasofya ve Zeyrek'te yapılan bilimsel toplantılar, Türk-Osmanlı bilim yaşamının ilk günü ve takiben bir külliyenin kurulmasının başlangıcı kabul edilmektedir. Nitekim, Sıddık Sami Onar, "Türklerin İstanbul'da bir üniversite bulamadıklarına ve kendi uygarlıklarını yerleştirdikleri bu kentte kendi tarzlarında kurdukları" üniversite eğitimine dikkatleri çekmektedir. Yine, Cemil Bilsel, tıp, hukuk, fen ve edebiyat fakültelerinin ve İstanbul Üniversitesi'nin ilk başlangıç noktasının 1470 yılında kurulan Fatih Külliyesi olduğunu vurgulamaktadır. Bu arada, Sovyet tıp bilgini Danişefski, Dünya'nın en eski tıp fakültesinin İstanbul'da olduğunu belirtmektedir.

Yükselme ve genişleme dönemlerinde kurulan Beyazıt, Yavuz ve Kanuni Süleyman Medreseleri dönemlerinin hukuk, edebiyat, ilahiyat ve tabii bilimler okutulan birer görkemli üniversiteleri sayılırlarken; duraklama ve gerileme dönemlerinde, gözlem ve deneyi reddeden, akılcı ve bilimsel özellik ve güçlerini yitirmiş, imparatorluğun kaderini paylaşarak benzer süreci yaşamışlardır.

Islahat ve Tanzimat'ın batılılaşma hareketi eğitim kurumlarına da yansımış, bilgisizlik her alanda yenilmişliğin sebebi olarak ortaya konmuş ve "ilerleme ancak ilim ile gerçekleşebilir" ilkesiyle 23 Temmuz 1846'da Darülfünun kurulması fermanı "laik yüksekokulların başlangıcı" olarak kabul edilmektedir.

Cemil Bilsel, I. Darülfünun'da 31 ilkkânun (Aralık) 1863 günü verilen ilk deneysel fizik dersini İstanbul Üniversitesi'nin yeniden kurulması olarak değerlendirmektedir.

Ne yazık ki, öğrencinin devamsızlığı ve ilgisizliği nedeniyle ilk denemelerden sonuç alınamamıştır.

20 Şubat 1870'de, bu kez "Darülfünun-u Osmani" adıyla modern ilim anlayışına ve düzeyine ulaşmak beklentisi içinde üniversite ikinci kez açılmıştır. Ancak, öğretim kadrosunun ve kitap yetersizliğinin yanı sıra verilen bir konferanstan duyulan hoşnutsuzluk, 1872'de bu girişimin sonu olmuştur. Cemil Bilsel'in araştırmalarına göre kapanış sebebi "bilgisizlik ve taassuptur; batılılaşma hareketine tahammülsüzlüktür."

Üçüncü evre, 1874'de Galatasaray binasında edebiyat, hukuk ve fen bölümlerinden oluşan Darülfünun-u Sultani'nin açılmasıyla başlamıştır. Derslerin Türkçe ve Fransızca okutulduğu bu kurum hakkında 1881'den sonra resmi kayıtlarda hiçbir belge ve bilgiye rastlanmamaktadır. Ancak, üç dönem mezun verdikten sonra 20 yıl süreyle ortadan kalktığı bilinmektedir.

II. Abdülhamit'in tahta çıkışının 25. yılında, 1 Eylül 1900'de din, matematik ve edebiyat bölümlerinden oluşan IV. Darülfünun, Darülfünun-u Şahane (İmparatorluk Üniversitesi) adıyla açılmıştır. Ancak, hiçbir konuda özerkliği olmayan, istibdat yönetiminin sıkı denetimi altında oluşturulmuş, bilimsellikten uzak bir eğitim kurumu olarak tanımlanmaktadır.

Nihayet, Meşrutiyet'in ilanından sonra hukuk, tıp, fen, edebiyat ve ilahiyat bölümlerinden oluşan İstanbul Darülfünun'u 20 Nisan 1912 tarihli bir kararla kuruldu. 1919 yılında yeni bir düzenlemeyle ilmi ve kısmen yönetimsel özerkliğe kavuştu.

Her ne kadar, bu dönemi araştıran Osman Nuri Ergin, V. Darülfünun'un kuruluşunu bilimsel düzeyi, örgütlenme biçimi ve kadro yetersizlikleri nedeniyle tamamen şekli bulmakta ise de, Modern Türkiye'nin Doğuşu yapıtında Bernard Lewis "İstanbul Darülfünun'unu, kültür tarihi açısından tüm Doğu alemi için önemli bir aşama" saymaktadır.

Cumhuriyet öncesi bu dönemin ilgi çekici olaylarından biri "lise tahsilini bitirmiş olan kız çocuklarına tahsilden mahrum kalmamaları için Darülfünun dahilinde 'kızlara serbest dersler' adı altında derslerin verilmesiydi" saptamasını yapan A. R. Başaran, "bir müddet sonra Zeynep Hanım Konağı'nda edebiyat, matematik ve tabii ilimler tahsil etmek için müstakil sınıflar tesis edildiğini" de aktarmaktadır . "Hukuk ve Tıp okullarına kız öğrencilerin kayıt olmalarına o tarihte müsaade olunmamıştır. Kızların erkeklerle aynı dershanede veya aynı binada okumaları o zamana göre hoş görülmemiş; kızların sınıfları Cağaloğlu'nda bir binaya taşınmıştır. Cumhuriyet ilanından sonra erkeklerle beraber Darülfünun'un derslerine devamlarına müsaade edilmiş, tıp ve hukuk fakültelerine de kızlarımız kayıt olmuştur" demektedir.

Yine bu dönemin önemli olaylarından biri de, 1915-18 döneminde halen medrese ruhunu taşıyan Darülfünun'un değişik bölümlerine yabancı bilim adamlarının çağrılmasıdır. İttihatçıların girişimiyle gerçekleştirilen bu atılım Widmann'a göre "bir bütün olarak bakıldığında başarılı olmamış, kaybedilen savaştan sonra Üniversite, ancak Cumhuriyet devrinde kurtulabileceği bir bunalıma girmiştir."

Akla ve bilime dayalı bir "kuruluşu" amaçlayan Genç Türkiye Cumhuriyeti ise "kurtuluşu" izleyen dönemde 21 Nisan 1924 tarihli ve 493 sayılı Kanun'la İstanbul Darülfünu'nun tüzel kişiliğini tanımış ve 7 Ekim 1925'de kurumun bilimsel ve yönetsel özerkliğini kabul etmiş, medreseler "fakülte" statüsüne kavuşturulmuştur. Darülfünun'un ülkenin bilim merkezi olmasını ve genç kuşakları Batı üniversiteleri düzeyinde yetiştirmesini bekleyen Cumhuriyet, verdiği özerkliğin yanı sıra Darülfünun'un bütçesini de ayırıp arttırmıştır. Çağdaş bilimselliğe ulaşma arayışları çerçevesinde 1924-26 döneminde yabancı hocaların bir kez daha İstanbul'a çağrılmaları da bu anlayışın bir ifadesi olmaktadır.

Ancak, 4 Mart 1924 tarihli yasayla öğretimi birleştiren, sivilleştiren Cumhuriyet hükümeti, Cemil Bilsel'in açıklamalarına göre, daha önce bağnazlık ve bilimsel eksiklik nedeniyle birkaç kez kapanan Darülfünun'u bu kez "politik endişelerle değil, bilime verdiği üstün önem nedeniyle;" Ernest Hirsch'in yorumuna göre ise "... ülkenin geçirmekte olduğu köktenci politik ve toplumsal değişiklik ve dalgalanmalara karşı duyarsızlığı, suskunluğu ve hatta bir Ortaçağ izolasyonuyla dış dünyaya tamamen kapanmış olması" endişesiyle köklü bir değişim kararlılığını açıklayarak kapatmıştır. Kuşkusuz, bunca yıllık hayatının sonunda Darülfünun, içinde bu değişimi yüreklilikle destekleyen "Türk profesörlerinin intihar kulübü" (P.Schwartz'ın yayınlanmış anılarından zikreden Widmann) olarak varlığını gösteriyordu. 1924-26 döneminde yabancı hocalar bir kez daha İstanbul'a çağrıldılar. Politik otoritenin, toplumun ve her şeye rağmen Darülfünun'un köklü değişim arayışı, İsviçreli pedagoji profesörü Albert Malche'ın 1932 yılı başında bir reform önerisi hazırlamak üzere çağrılmasıyla sonuçlandı. 29 Mayıs 1932'de hükümete sunulan rapor esas alınarak 1933'de çıkarılan 2252 sayılı yasayla TBMM, Darülfünun'u ve ona bağlı bütün kurumları kadro ve örgütüyle lağvedip Milli Eğitim Bakanlığı'nın İstanbul'da yeni bir üniversite kurmasını kabul etti. İstanbul Üniversitesi, 1 Ağustos 1933'de yeni bir kadro ve yapıyla açıldı. Cumhuriyet 10. yılını kutlarken 1 Kasım 1933'de İstanbul Üniversitesi "ilk ve tek" üniversite olarak eğitime başladı.

Aykut Kazancıgil'e göre 1933 Reformu, "1924'te başlayan 'Atatürk Kültür Hareketi'nin önemli bir parçası ve devamlılığının simgesidir."

Widmann'ın yorumuna göre daha önce kendisine 19 Eylül 1926'de fahri müderrislik payesini veren Darülfünun'u ilk kez 1930'da, ve ikinci kez 1933'te ziyaret eden Atatürk için İstanbul Üniversitesi projesi büyük önem taşımakta ve bu batılılaşma arayışının etkin bir aracı olarak görülmektedir.

Bugünkü anlamıyla kurulan İstanbul Üniversitesi'nin açılış konuşmasında Reşit Galip "...artık üniversitenin tarafsız bir seyirci gibi kalan, ...yalnız ders okutan, bilimsel araştırmalara yer vermeyen, " bir kurum olmak yerine "...en esaslı vasfı milliliği ve inkılapçılığıdır." diyerek bilimin ve üniversitenin toplum hayatındaki yaşamsal işlevini öne çıkarıyordu.

İlginç bir kader, Dünya'nın savaş konjonktürü, özellikle Alman ve Avusturyalı, Fransız, İtalyan ve Macar bilim adamlarının entelektüel göç ve ilticasını başlattı. Yabancı hocaların Türk akademik çevreleriyle bir kez daha oluşturduğu renklilik, Batı alemiyle beraberliğin verdiği fikri ve bilimsel ivme, ürünlerini eğitim sistemi, genç akademik kadroların oluşup yetişmesi, kurumlaşma, bilimsel yöntem ve araştırmanın yerleşmesi gibi gayet olumlu bir geniş yelpazede ortaya koydu.

Kuruluşun mimarları olan öğretim kadrosu 29 Mayıs 1934 tarihli 2467 sayılı Teşkilat Yasası ile üç kaynaktan gelmişti: İlki, lağvedilen Darülfünun'dan gelenler; ikincisi, Cumhuriyet döneminde Batı'da eğitim görmüş, bilimsel yeterliliğe sahip olanlar ve üçüncüsü, yabancı hocalar.

Batılı araştırmacılar için "fikir ve bilim, kısaca beyin kaybı" olarak nitelendirilen bu göç ve iltica genç Cumhuriyet'in bilimsel kurumlarının doğup serpilmesinde, sadece İstanbul Üniversitesi'nin değil kurulmakta olan yeni üniversite ve eğitim kurumları için de maliyeti çok düşük ama etkisi çok büyük, kalıcı ve tarihi bir fırsat olmuştur.

Sıddık Sami Onar'a göre "akademik mesleğin tabanını hazırlamayı" amaçlayan 1933 Reformu yönetimsel özerklik ilkesine karşın "hala rektörü Milli Eğitim Bakanlığınca tayin edilen, gönderdiği dekanlar yine Milli Eğitim Bakanı tarafından atanan, fakat üniversite işlerinde bir dereceye kadar yetki genişliğine sahip yöneticiler" sistemine dayanıyordu. Döneme ilişkin belgeler daha önce Darülfünun ve Zeynep Hanım Konağı'nın 28 Şubat 1942'de ve daha sonra Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı binasının 1946'da yanmasıyla kaybolmuş, yok olmuştur.

İstanbul Üniversitesi'nin bu yasal sistemi 1946'ya kadar sürerken akademik mesleğin tabanı ortaya çıkmıştı. 13 Haziran 1946'da 4936 sayılı yasayla artık Türk üniversitelerine ve onları oluşturan fakültelere bilimsel ve yönetimsel özerklik tanınmış ve bu kurumlara "hizmet yerinden yönetim" yapısı kazandırılmıştır. Bu önemli değişikliğin gerekçesi "fakülte ve üniversitelerin diğer devlet kuruluşlarına benzemeyen bir yapıda olmaları ve bu sebeple yöneticilerin ayrı bir görgü ve uzmanlığa ihtiyaç göstermesi, bu fakülte ve üniversitelerin diğer yönetim teşkilatı dışında özerklikleri ve yasal kişilikleri olan ve Milli Eğitim Bakanı'na doğrudan bağlı bulunan, ayrı bir bütçeye sahip olmaları" şeklinde gösterilmiştir.

Bu yasa, Onar'a göre, "Türk Üniversiteleri'nin kuruluşu ve işleyişini, akademik kariyer mensuplarının ilim, görev ve fikir istiklalini, özgürlüğünü sağlam esaslara bağlamakla beraber daha ilk senelerde ihlallere uğradı... ve kariyer mensupları fikir hürriyetleri tahdit edilerek ... keyfi takdiri Bakanlık emrine alınmaya başlandı."

Bu tür ihlaller ve Kemal Oğuzman'a göre "Üniversitelerin özerklik çerçevesinde iyi bir oto-kontrol sistemini işletememeleri ve üst derece kadroların yetersizliği 27 Mayıs 1960'ın her alanda reform arzuları ile birleşince" bir yandan 1961 Anayasası'nın 120.maddesinde üniversiteler özerk kuruluşlar olarak yer alırken, 27.10.1960 tarihli 115 sayılı yasa, 1946 tarihli 4936 sayılı yasanın bazı maddelerini değiştirip yeni maddeler eklemiştir. Bu yasayla Milli Eğitim Bakanlığı'nın Üniversite üzerindeki yetkileri azalmış, f

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.
Yorumlar Yorum eklemek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.
orda bulunmak ayrı bır sey
cok severek okudum aglayarak ayrıldım
duygu.tolga
2009.8.6 - 6:28
Cevaplama yetkiniz yok.
Yoruma şikayet et

Word'da gör İndir Arkadaşına öner Yazdır RSS Sitene Ekle

Tüm haklar saklıdır © KPSS.com.tr 2007

kpss.com.trr , kpsscomtr.com , kpss, kamusinavi.com memur