
KPSS İle İlgili Tüm Gelişme ve Haberler İçin Facebook Sayfamızı Beğeniniz.
Aylardır kamuoyunu meşgul eden ve muhataplarından köşe bucak kaçırılan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda değişiklik içeren kanun taslağı nihayet gün yüzüne çıktı.
Taslağın içeriğini incelemeden önce, kendisini demokratik olarak bir siyasi iktidar olarak niteleyenlerin; anti demokratik, tek taraflı ve zorbacı yaklaşımıyla hazırladığı sendikaların görüşünü almadığı bu anlayışını kınıyoruz. Çıkarılacak kanunun uygulayıcıları hiç şüphesiz memurlardır. Yapılacak değişikliklerin muhatabı da öncelikli olarak memurlar olmalıdır. Eğer demokrasinin, yalnızca seçimlerde oy kullanmak değil de yönetim sürecine tarafları dahil etmek olarak tanımlandığı bir ülkede yaşıyorsak; yapılacak değişiklikler için de tarafların temsilcilerine danışılmasının zorunlu olduğu gerçeğini kabul etmek mecburiyetindesiniz. Ülkemiz son yıllarda ne çekiyorsa, kökü dışarıya dayanan sözde reformlardan çekmektedir. Daha dün kamu yönetimi reformu, sosyal güvenlik reformu, sağlık reformu, yargı reformu ve anayasa reformu ile milletimizin cebine, geleceğine, bütçesine saplanan hançer; bugün kamu personel rejimi reformunun bir parçası olan 657 sayılı Kanunda değişiklik taslağı ile de memurlarımızı yaralamıştır. Daha önce Anayasa engeliyle hükümetin hayata geçiremediği konuları parça parça, yasa tasarılarının içine yerleştirmeye çalışmasını ibretle görüyoruz. Kamu hizmetlerinin sunumunda özel sektör anlayışını yerleştirme amacı taşıyan taslak ile kamu hizmetlerinin sunumunu ön plana çıkaran kamu istihdam mantığı; kâr odaklı, esnek ve güvencesiz olarak özel sektör anlayışına teslim edilmektedir. Kamu hizmetlerini siyaset ele geçirmekte ve kamu hizmeti, siyasi partinin hizmeti haline gelmektedir.
Bunun en açık göstergesi, kamuya özel sektörden müsteşar, genel müdür ve başkan gibi üst düzey yöneticilerin transfer edilebilmesinin önünü açan maddedir. Kamu Personeli Seçme Sınavı, ülkemizde uygulanan en zor sınavlarından bir tanesidir. Bu denli zor bir sınavla kamuda görev verdiğiniz personeli, yıllar sonra üst düzey yönetici olabilecek özelliklerden uzaklaştıran bir durum varsa bu çalışanların değil, yıllardır yaratılan, hizmet içi eğitimden yoksun sistemin eksikliği olarak görülmeli ve asıl bu sorun çözülmelidir. Bilindiği gibi 657 sayılı Kanunun memuru, siyasal kadrolaşmaya ve siyasal baskıya karşı haklarını koruyan bir mantığı vardır. Buna göre memurlar istekleri dışında başka bir kuruma nakledilemezler. Ancak özelleştirme kapsamındaki KİT'lerde görev yapan personel Devlet Personel Başkanlığı nezdinde değerlendirilerek, başka kurumlara gönderilebilir. Kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması kapsamında yapılmak istenilen bir diğer köklü değişiklik de teftiş kurullarının kaldırılarak, denetimsiz bir kamu yapılanmasının önünün açılması idi. Ancak daha önce yargı kararları, siyasi iradenin önüne set çekmiş ve denetim mekanizmasının yok edilmesini engellemişti.
Kanuna göre hükümetler, görevden aldığı üst düzey yöneticileri kurumlarına Müşavir veya Başuzman olarak atamak zorundadır. Şimdi ise yapılmak istenilen değişiklikle bazı müşavir, başuzman ve müfettişlik kadroları iptal edilmekte ve bu durumdaki personelin Devlet Personel Başkanlığı eli ile başka kurumlara sürgün edilebilmelerinin önü açılmaktadır. Memurların sorunlarının çözümü yerine; var olan sorunları görmezden gelerek, kariyer ve liyakat ilkesini yok saymak, üst düzey yönetici atamalarında kadrolaşma, siyasi yandaşlık, denetimsiz bir kamu yönetimi, özel sektör-siyasi parti ilişkilerinin meşrulaşması ve hükümet memuru uygulaması esas alınmak istenmişse, taslak siyasi iktidarın amacına uygun olarak düzenlenmiştir. Kamudaki uzman ihtiyacı, yıllardır Konfederasyonumuz tarafından dile getirilen bir sorundur. Ancak, uzman ihtiyacını gidermek için kariyer uzmanlar da dahil olmak üzere tüm uzmanların sözleşmeli statüde çalıştırılmasını öngören taslak maddesi kabul edilemez. Esnek çalışmanın gereği olarak kamuda çalışma saatlerinin düzenlenmesinin kurumlara bırakılacak olması, kamu hizmetlerindeki yeknesaklığın ve ahengin bozulmasına, kamuda çok başlı bir yapının doğmasına neden olacaktır. Ayrıca, memurların yaptıkları hizmetin özelliğine göre, çalışma sürelerine iş yerlerine bağlı olmadan çalışmaları imkanı getirilmiştir. Tasarı taslağı ile idarenin memuru istediği yerde ve istediği zamanda çalıştırabileceğinin esasa bağlanması keyfi uygulamamalara neden olacaktır. Taslakla birlikte memurlara belli davranışlar nedeniyle verilmesi öngörülen cezaların ağırlaştırılması, memurların işten çıkarılmalarının kolaylaştırılması, dolayısı ile memurluk güvencesinin zayıflatılması gündeme getirilmiştir. Müşteri odaklı bir yaklaşım getirirken, müşteri olarak gördüğünüz vatandaşa hizmet sunan kamu görevlisini görmezden gelmek, onların da insan hakları bağlamında kendini savunma hakkının olduğunu unutmak, konuya yaklaşımın memur dostu gözüyle olmadığını göstermektedir. Bir memurun tüm hareketlerini değerlendirmeyi amirlerin yetkisine bırakan, amirlerine saygısız davranmak, iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmak, kendini geliştirmemek, işleri yeterince ciddiye almamak gibi gayri ciddi ve subjektif tanımlamalarla memurun işten çıkarılmasının yolunu açan ve güvencesini zayıflatan bir uygulamayı hayata geçirmeyi amaçlayanların, görevleri nedeniyle yargılandıktan sonra suçsuz bulunan kamu görevlilerinin mağduriyetlerini gidermek için de bir çaba göstermesini beklerdik. Hedeflenen köle bir memur profili; memurlar konuşmayacak, amirlerine harfiyen itaat edecek, hizmet verdikleri insanların hakaretlerine kesinlikle karşılık vermeyecek, basınla konuşmayacak, kendini geliştirecek, kurumu karlı hala getirecek, aksi halde işinden olacak.
Diğer yandan mevcut 657 sayılı yasada yer alan, "Yasaklanmış yayın bulundurmanın ceza gerektiren maddeler içerisinden çıkarılmasıyla, kamu kurumlarının yargıdan ve denetimden kaçırılan yasak yayınların odağı haline getirilmesi mi amaçlamaktadır? Bundan böyle bölücü içerikli veya sakıncalı yayınlar, kamu kurumlarında mı saklanacaktır?" Anayasa değişikliği ile temel hak ve özgürlüklerden olan toplu sözleşme hakkını referandumda oylatmayı düşünenler, daha uygulama hayata geçmeden, iş güvencesini yok ederek memura diyet ödetmek istemektedirler. Yapılan düzenlemelerde devlet, vatandaş, devlet memuru ve kamu hizmeti kavramlarının içi boşaltılmaktadır. Unutulmamalıdır ki, devlet bakkal dükkanı değildir; vatandaş müşteri değildir; memur da köle değildir. Bu kavramlar değiştiğinde, devlet algısı da kendiliğinden değişir ve sosyal devlet, bir anda tüccar devlet olur. Tüccar devlet ise, hizmeti değil kârlılığı ve maliyeti, insanı değil işi önceler. 2002 yılından bugüne kadar hükümet ile yetkili sendikalar arasında yapılan toplu görüşmelerde mutabakata varılan ve uygulanması beklenen 50'den fazla konu varken, yalnızca 8 tanesinin 657 sayılı Kanunu değiştiren bu taslağa dahil edilmiş olması bile yapılan çalışmanın maksadını ortaya koymaya yetmektedir. Geride kalan 42 maddenin hayata geçirilmesi için acaba daha kaç yıl beklenmesi ve sistemi tahrip eden kaç reformun içine çeşni olarak serpiştirilmesi gerekmektedir? Doğrusu merak etmekteyiz. Demokrasinin katledildiği, sosyal diyalogun tahrip edildiği, memurluk güvencesinin yok edildiği, kamu hizmetinin, iktidar hizmetine dönüştürüldüğü, devlet memurunun hükümet memuru haline getirilmek istendiği bir girişimle karşı karşıyayız. Bunun ötesinde taslağın içeriği kadar, değişiklik sürecinin iktidar tarafından nasıl yönetildiği de son derece önem taşımaktadır.
Kamuda memura bakışın nasıl değiştirildiği, toplumda memur düşmanı bir kesim yaratılmaya çalışıldığı yıllardır gözümüzden kaçmamaktadır.
Bu uygulama ile malum ilan edilmiş; maskeler inmiştir. Memur düşmanları işbaşındadır. Tüm kamu görevlilerini uyanık olmaya, Truva atı gibi birkaç iyi uygulamanın içine yerleştirilen tahribat doğurucu maddeleri iyi okumaya ve oyuna gelmemeye davet ediyoruz.
Â
TÜRK BÜROSEN GENEL MERKEZİ
Â
|
|
Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.
|
|